Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

6 Nisan 2010 Salı

Annelik serüvenimin en zor 10 günü

Annelik serüvenimde şimdiye kadar yaşadığım en zor gün, daha doğrusu en zor 10 gün, ilk oğlum Deniz doğmadan önceydi.

Miami’de yaşıyorduk. Deniz’e 18 haftalık hamileydim. Gebeliğimin en rahat, en keyifli dönemiydi. Birkaç hafta önce Deniz’in karnımdaki hareketlerini hissetmeye başlamıştım.
Hem ilk gebeliğim olduğundan, hem de ailemizden uzakta olduğumuzdan ben de, babası da her şeyi dolu dolu yaşıyorduk. Doğan her gece bebeğe şarkı söylüyordu. Heyecanımız giderek artıyordu.

Doktorumdan çok hoşnut değildim. Yüzü gözü botokstan şişmiş, beni de her gördüğünde “Biraz yorgun görüyorsun, gel sana bir masaj yaptıralım ki rahatla” diyen, bana moral vereceği yerde üç kuruş para kazanma endişesinden moralimi bozmaktan çekinmeyen bir adamdı. Ancak Miami’ye yeni taşındığımız için henüz çevrem yoktu ve daha iyi bir doktoru nereden, nasıl bulacağımı bilmediğimden bu doktoru görmeye devam ediyordum.

Rutin kontrollerimden birinde beni bir genetik danışmana yönlendirdiler. O da rutin bir işlemmiş. Peki deyip randevumuzu aldık. Danışmanla randevumuza şen şakrak giderken doktorun ofisindeki hemşire beni arayıp “Elif, sana bunu telefonda söylediğim için çok üzgünüm, ama yapılan testlere göre bebeğin down sendromu için risk pozitif çıktı” dedi.

“Risk pozitif”in pozitif anlamına gelmediğini sonradan söyledi hemşire. O an için kulağımda yankılanan sözler “Çok üzgünüm”, “down sendromu” ve “pozitif”ti.

Tabii ki telefonda ağlamaya başladım. Hemşire beni ne kadar yıktığının farkına varmış olacak ki “üzülme, kesin değil” demeye başladı. “Peki, ne yapacağız?” diye sorduğumda “Genetik danışman seni daha iyi yönlendirecektir” diye ekledi.

Genetik danışmanı göreceğimiz yere kadar olan 10 dakikalık araba yolculuğumuz bizim için 10 sene sürdü.

Randevuda bize anlatmaya çalıştılar: “Risk pozitif, risk var demek. Bebek hasta demek değil. Daha fazla test yapılması gerektiği anlamına geliyor.” E, peki biz ne yapacağız? “Amnio yaptırıp kesin sonuçtan emin olabilirsiniz.”

Daha önceden 6 haftalıkken sonlanan bir boş gebelik yaşadığım için ve amniosentez işlemiyle “düşük riski” kelimeleri sürekli birlikte kullanıldığı için önce hiç yanaşmadım. Doğan’la düşünüp, taşınıp doktorumuzun fikrini almaya karar verdik.

Tekrar doktora döndük ve fikrini sorduk. Ancak, herhangi bir sorumluluk altına girmek istemediği her halinden belli olan ve beni en ufak bir şekilde rahatlatma gayreti göstermeyen doktor bize sadece “bu sizin vereceğiniz bir karar, ben bir şey diyemem” deyip durdu.

Çok kararsızdık. Bir yanda amnio yaptırıp sonuçları alıp rahatlayacaktık. Ancak amnionun ters gitme ihtimali vardı. Amnio sonuçlarının pozitif çıkma ihtimalini ise düşünmek bile istemiyorduk.

Tabii bütün bunlar bir gün içinde değil, birkaç güne yayılmış bir şekilde gerçekleşti. O birkaç gün boyunca ben ağlamaktan, Doğan endişeden gerim gerim gerildik.

En nihayetinde doktorun ofisine yine attım kendimi. “Bana bak doktor, bana bir şey söyle” dediğimde aynı cevabı aldım. “Bu sizin vereceğiniz bir karar, falan falan filan.” Daha fazla kendimi tutamayıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. “Bana bunu söyleyip durmayın! SİZ benim yerimde olsanız NE YAPARDINIZ?!” diye sordum. İstemeyerek cevap verdi: “Ben amnio yaptırırdım, ve sonuç pozitif çıksaydı bebeği aldırırdım.”

Bebeği aldırmak mı? Böyle bir durum söz konusu olabilir miydi? İçimde hareketlerini hissetmiştim. Karnım belirgin bir şekilde çıkmıştı. Erkek olduğunu biliyorduk. İsim düşünmeye başlamıştık. O noktadan sonra nasıl vazgeçerdim bebeğimden? Vazgeçebilir miydim?

Öyle ya da böyle, bir cevap almış olmanın geçici huzuruyla ayrıldım doktorun ofisinden. Kararımı vermiştim: Amnio yaptıracaktım. Sonucun pozitif çıkması ihtimalini düşünmüyordum, düşünmek istemiyordum. Onu o zaman düşünecektim.

Amnio randevusunu aldık. Bir iki gün içinde işlemi yapacak olan doktorun muayenehanesindeydik. Konusunda oldukça deneyimli bir doktordu. İşlem sadece birkaç dakika sürdü. Bu sırada biz de bebeği ultrasonla seyretmenin keyfine vardık. Profilden oldukça fikayalı bir resmini bile çektirdik. İlk sonuçlar olumluydu. Ancak kesin ve kapsamlı sonuçlar yaklaşık bir hafta sonra gelecekti.

İşte o bir hafta benim ömrümden kısalan bir haftadır. Her gece “acaba ne olacak?” diye yatıp sabah aynı düşünceyle uyandım. Doğan da benzer endişeler yaşıyordu. Nihayet, sonuçların çıktığı bir haftanın sonunda amnio yapan doktorun ofisinden telefon geldi: Negatif. Hemşire “oğlunuz gayet sağlıklı” derken ben ne hissedeceğimi şaşırmıştım. Doğan’la karşılıklı ağlaştıktan sonra sonuçları sindirebildik.

Bu böyle olmak zorunda mıydı? Hayır. Gebeliğin ikinci üç ayında yapılan bu testlerin, özellikle de Alfa Feta Protein testinin “yanlış pozitif” sonuçlar doğurabildiği gerçeğini çok sonra öğrendim. İnternette yaptığım araştırmalarda benim durumumda, endişeden boş yere saçını başını yolan bir sürü gebe kadınla tanıştım. Hemen hepsi de testlerin “gerçek pozitifleri kaçırmamak için arada yanlış pozitifler bulma” kusurundan payını almış, ama sonunda sağlıklı bebekler doğurmuşlardı.

Tabii ki o doktorun botokslu yüzünü bir daha görmedim. Kendisinin ve ve ekibinin soğuk, uzak yaklaşımları bizi mahvetmişti. Daha yakın, daha empati kurabilen, daha “insan” bir doktor bu süreci çok daha kolay atlatmamızı sağlayabilirdi. Botoks-zede bu doktorun “Ben buna ne dersem diyeyim, sonucundan beni sorumlu tutar, bir de dava açar” mantığı bize çok ters gelmiş, hiçbir şekilde yol göstermemesi bizi yapayalnız ve kayıp hissettirmişti. Buradan “sevgilerimi” gönderiyorum o doktora ve ekibine… Kim bilir daha kaç gebeyi endişe denizinde yalnız bırakmıştır.

Hemşirenin “sana bunu telefonda söylediğim için çok üzgünüm” demesiyle başlayıp, bir başka hemşirenin “Oğlunuz gayet sağlıklı görünüyor” diye içime soğuk sular serpmesiyle biten bu on gün annelik hayatımın en zor günleri olarak kazındı hafızama. Öyle de kalmasını diliyorum.

13 yorum:

Tibet'in annesi dedi ki...

yurtdışında bu tarz endişeler yüzünden hastalarını yanlız bırakan doktorlar sanırım çoğunlukta, en azından benim duyduklarım öyle. geçmiş olsun tekrar... onları sağlıklı gördükçe sanki bizim de ömrümüz uzuyor değil mi? :)

6 Nisan 2010 14:02
Aklımdakiler... dedi ki...

Hemen hemen aynı şeyleri yaşadım seninle, biliyorum nasıl acımasız olabildiklerini ve de o sürecin nasıl sancılı geçtiğiniz...

En kötü günlerimiz bunlar olsun, birdaha tekrarlanmasın inşallah..
(Yoksa 3. leri mi doğuracağız da Allah mı söyletti bu lafları
:-OOOOO)

6 Nisan 2010 14:51
burcu.. dedi ki...

Bana da aynısı söylenmişti.
Yalnız bana çok daha sevecen, çok daha yumuşak diller tarafından. Ben yaptırmamıştım amnio'yu, ama aklınızdan geçenleri anlıyorum.
O hafta geçmemiştir size eminimki.

6 Nisan 2010 14:59
sevgi dedi ki...

Bugün yakın bir arkadaşımın 25 haftalık bebeklerinin anne karnında kalbinin durduğunu öğrendim sabah sabah. Tabii 27. haftamın içinde olduğumdan bu haber beni çok daha fazla sarstı. Geçtiğimiz hafta şeker yüklemesi yaptırdım ve 50 gr da 160 çıktı. İlk gebeliğimde de yüksek çıkmıştı ama 140 civarındaydı. Ve o zaman internetten araştırdığım kadarıyla bebeğin aşırı kilo alması, gebelik zehirlenmesi gibi bir sürü felaket senaryosu ile hafta sonunu zor etmiştim. Herneyse 100 gr yüklemesi temiz çıktı. Risk yok. Her doktor kontrolüme giderken bana sadece "NORMAL" desinler diye dua ediyorum.
Birde geçen hafta yahooda doğal doğum grubundan aldığım bir mesaj beni çok etkiledi. Özlem'in doğum hikayesi. Doğal doğumu çok istediği ve mecburen sezaryene alındığı için ağlama krizlerine giren ve bir haftada kendine gelen Özlem'in hikayesi. Ve sonunda önceliğin doğurma şekli değilde bebeğinin sağlıklı dünyaya gelmesi olduğunu anlayan annemizin bana verdiği güzel ders.
Biraz uzun oldu ama.. her anne adayına sağlıklı doğumlar dileyerek bitireyim.

6 Nisan 2010 16:00
Eylem dedi ki...

Elif, biz de gebeliğim esnasında çok benzer nahoş durumlar yaşadık, yazını okurken o günlerin buhranı yeniden çöktü üstüme.. seni çok iyi anlıyorum. Hamileliğimin 20. haftasından sonrasını bize zehir etmişlerdi.. ve kızımızı kucağımıza alana kadar da rahat edemedik.. Çünkü hiç hoşlanmayıp sonunda değiştirdiğimiz ilk doktorumuz, işi tüm tetkikler temiz çıksa bile bebeğinizin %5'lik bir riski var onu da ancak doğduğunda görürüz demeye kadar getirmişti.. Allaha şükür Duru'muz sağlıklı bir şekilde dünyaya geldi ve dünyalar güzeli bir bebek.. Doktorların ticari kaygılarla anne babaların zaaflarından yararlanmaya çalışıyor olması gerçekten çok üzücü..

6 Nisan 2010 16:29
Benden Bizden dedi ki...

Elif, ne kadar zor gunler gecirmissiniz gercekten de! Cok sukur ki Deniz gayet saglikli bir cocuk.

Ben de yeni yaptirdim Down Sendromu testini, merakla cevabi bekliyorum! Insanin aklina gelmiyor boyle seyler, daha dogrusu aklina getirmek istemiyor. Biz testten onceki aksam kari-koca cok gerildik, ya pozitif cikarsa, ya bu sekilde bebegimizi dunyaya getirirsek nasil olur diye senaryolar urettik; cogu paylasilmayan ama ikimizin de aklindan gecen...

Oyle bir mucize ve oyle bir acizlik ani ki bu, dua etmekten baska hicbir sey gelmiyor elden..

Tum bebisler saglikli olsun, saglikla dunyaya gelsin ve buyusun!

6 Nisan 2010 17:25
ElfAna dedi ki...

Cok zor bir durumda birakmis gercekten. Bu modellerin yurtici versiyonlari benim de bir arkadasimin canini cok fena yakmisti.

6 Nisan 2010 20:35
Irmakbebek dedi ki...

bugünlerde o kadar çok öykü dinledim ki böyle,sonuç hep aynı oluyor ilk testlerde risk pozitif çıkıyor sonrasında sorun yokmuş oluyor.tabiki olmasın ama bu pardon yanlış anlamışıız demeye benzemiyor mu?tıbbın buna üretebileceği bir alternatif yok mu ,şaşıyorum.

7 Nisan 2010 00:15
blogcuanne.com dedi ki...

Doktorlarin bu konudaki sevimsiz ve soguk yaklasimlari gercekten de insani yikici olabiliyor.

TIBET'IN ANNESI - Ben de senin tecrubeni okudum ve olumlu bittigine cok, cok sevindim.

FILIZ, EYLEM - Zor durumda kalan ne kadar cok gebe var. Cok sukur sizler de saglikla atlatmissiniz, atlatacaksiniz.

SEVGI - Ne kadar yikici bir haber... Anne icin mutlaka oyle, ama dedigin gibi, bir gebe olarak seni de cok sarsmistir boyle bir durum. Umarim en az sekilde etkilenirsin. Bebegini saglikla kucagina alman dilegiyle...

BENDEN BIZDEN - Sakin ha, hic kafana takma. Eminim hicbir problem cikmayacak.

ELFANA, IRMAK BEBEK - Bu testlerin "yanlis pozitif" sonuclar dogurma ihtimalini daha sonra gormeye basladigim doktor "yanlis negatifleri kacirmaktansa yanlis pozitiflerle ugrasmayi tercih ediyoruz" diye aciklamisti. Ancak iste burada yine doktorlarin yaklasimi devreye giriyor. Basindan hazirlamali gebeyi doktorlar ki, bizim gibi uykusuz geceler yasamasin insanlar...

7 Nisan 2010 19:23
elif dedi ki...

Merhaba,
yazinda bahsettigin gibi ben de birkac hafta once bos gebelik yasadim.onunla ilgili bilgi verirsen sevinirim.tekrar ne zaman bebek calismalarina basladiniz bos gebelikten sonra?doktorunuz bos gebeligin nedenini nasil acikladi?

11 Nisan 2010 16:06
blogcuanne.com dedi ki...

Elif - biz üç ay sonra yeniden denemeye başlamıştık, ama hemen denenmesini uygun görenler de var. Nedeni bilinmiyor, ancak bunlar birbirinden bağımsız olaylarmış, dolayısıyla bir kere yaşamış olman tekrar yaşayacağın anlamına gelmiyormuş.

Burada detayları anlatmıştım, belki fikir verir sana: http://blogcuanne.com/2009/11/17/bos-gebelik/

11 Nisan 2010 18:09
elif dedi ki...

çok teşekkürler, bilgi ve moral verdi yazın...

11 Nisan 2010 20:26
kalbim egede kaldı dedi ki...

boşverin takmayın kafanıza herşey Rabbimin izniyle oluyo bana kısmet olmadı yavrumu kucama almak 16. haftada kaybettim keşke benim en kötü günümde senin yaşadığın bu 10 gün gibi olsaydı bence bu sizin en güzel gününüz olmalı sonuç negetif
o yüzden üzülmeyin daha kötüleride var ben bile benden fdaha kötülerini düşünüp teselli buluyorum...

14 Nisan 2010 08:48