Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

30 Aralık 2009 Çarşamba

Hobisini işe dönüştürebilmiş şanslı biri...



Hiç de istemediğim halde 4 sene iktisat okudum! Bir tek faydası oldu: yemek yapmayı öğrendim!!

İnsan ana-baba yanından uzaklaşınca kendine yetmeyi öğreniyor ya ..işte o yüzden öğrendim. Bir kaç güzel arkadaşlık ve hayat bilgisi dersleri yanıma kar kaldı gerisi boş işte. Girdim bir Kore'li adamın yanında asistanlık yaptım, iş öğrenirim diye. Sarmadı terk ettim orayı hızlıca. Belki mutlu olurum dedim uluslararası büyük bir şirkete girdim o da olmadı. En son kampüsü harika bir üniversitede bir öğrencinin yapacağı ama öğrenci olmayanın kafa dinleyeceği bol bol gezmeli konuşmalı nispeten bana yakın bir iş buldum kendime.


Ancak yapmak istediğim bir kariyer yoktu, istediğim bir eğitimim olmadı ki...Bu sırada anne olmayı istedim. Çok şükür çok uğraşmadan meleğime kavuştum. Tek bir kararımız vardı bu noktada: Her ne olursa olsun ben oğlum büyüyene kadar evde onunla olacaktım, gerekirse sadece makarna yiyecektik ama ben oğlumla olacaktım. Bütün gün bir sürü stresi içime toplayıp akşama eve getirmeyecek evde mutlu huzurlu bir şekilde bebeğimle olacaktım.

29 yaşında anne olmuş, 18 yaşından beri tek başına yaşamış, hep çalışmış, dağlara bayırlara kendini vurmayı seven bir kadın için,bir evin dört duvarına kapanmak ne demek o zamanlar bilememişim. Çok kolay olmadığını söylemeliyim: üretemediğimi düşünüyordum. Oysa ki bu hayattaki en büyük üretimimi yapıyormuşum: bir insan ortaya çıkartıyormuşum.

9. aydı hala ben evde doğum sonrası depresyon ile uğraşıyordum. Bütün arkadaşlarım işte, hiç birinin çocuğu yok,ailede desen kafama uygun bir kişi var o da İstanbul'un öbür ucunda ve çalışıyor, hadi çocuğu olmayanların arada bir kahve içelim diye teklifi de mi yok.. diyelim var çocuğu kime bırakmalı? E bıraktık biriken sütlerin sağımı arkadaşla içilen kahvede ne işe yarar ? Sağılır mı? Sağılmıyorsa memeler sızlamaz mı? off off off.. İşin içinden çıkamadığım anda illa ki para kazanmam gerekmiyor, hele bir başlayayım üretime diyerek oyun grupları oluşturmaya başladım; çocuklu ve benimle aynı dili konuşan arkadaşlarım oldu. İşe para kazanmakla çıkmadım ama para kazanmaya araç oldu bu üretim. Hobim olan fotoğrafı mesleğe dönüştürdüm, bu arada bir de anne -bebek dergisinin editörü oldum. En sonunda kendi saatlerimi ayarlayabileceğim aynı zamanda çocuğumla olabileceğim işlerim var yaşasın!! Çocuk da yaparım, kariyer de diye havalara uçtum.
Ne büyük bir yalan olduğunu artık kafamda sadece iş olduğunu ve oğlumla nasıl oyun oynandığını unuttuğumda fark ettim. Oyun oynarken çalan telefonlar, arada cevaplanması gereken mailler, çekimler, teslimatlar, evin işleri...
Olmaz.. ikisi aynı anda olmaz.

İşlerimden birini bıraktım. Şimdi sadece fotoğraf çekiyorum. O da gittikçe yoğunlaşıyor ve ben eskisi kadar olmasa da en eskisi kadar oğluma vakit ayıramıyorum.
Tamamen evde kalsam kendime vakit ayıramıyorum..
Bu işin içinden çoğu zaman çıkamıyorum:=)

Hobisini işe dönüştürebilmiş şanslı biri olarak görüyorum kendimi. Böylece 9-18 mecburi saatler içerisinde çalışmıyor ama seçtiğim işte kendime yetecek kadar kazanıp günün sonunda üretime devam ediyorum.
Üretim olmadan hayat duruyor evet ama ikisi birden dediğim gibi olamıyor..İkisinden de azıcık oluyor. Ben de o yüzden ikisinden de kendime yetecek kadar ve oğluma yetecek kadar faydalanıyor ve hayatıma şimdilik böyle devam ediyorum.

Bir çocuğum daha olsa yine işimi bir kenara bırakırdım, bir saniye tereddüt etmeden. Herhangi bir iş geri geliyor ama bebeğimin ilkleri geri gelmiyor. Bunun için değil 4, 2 duvar arasına kapanmaya bile değer diye düşünüyorum.

---Ayça---

7 yorum:

ela selin dedi ki...

Aycacigim hosgeldin!! Ne güzel seni burada görmek.
Ne mutlu sana ki mutsuz oldugun anda hayir demeyi biliyorsun ve bunun farkina variyorsun.
Ne mutlu Erin'e ki ona zaman ayiran, onun gercek ihtiyaclarinin bu kadar farkina varabilen bir annesi var.
Sevgilerle

30 Aralık 2009 21:18
ikiz Bebek dedi ki...

kararlı olduktan sonra,gerisi geliyor değil mi Ayça.Seni çok taktir ediyorum.sevgiler.

31 Aralık 2009 14:59
AycA dedi ki...

aaa yazıma yorum gelmiş:=) şimdi gördüm..
işin çıkmazı çocuğuna zaman ayıran ama kendine zaman ayıramayan kendi ihtiyaçlarını göremeyen bir kadın olma yolunda ilerlediğimi hissettiğim zamanlarda çıkıyor o yüzden çalışmak bana yi geliyor :=) en büyük şansımı ise sanırım kendim yarattım..
bir de kafaya takmak önemli tabii:=)

4 Ocak 2010 02:07
füsfüs dedi ki...

ayça bu fotoğrafa bayılıyorum ayrıca işi aynı zamanda hobisi olan insanlara, çok şanslısın aslında bu şansı da kendin yaratmışsın, tebrikler gerçekten

6 Ocak 2010 10:28
Girno dedi ki...

fotoğrafa ba-yıl-dımmm

9 Ocak 2010 00:15
cocukdayaparimkariyerde dedi ki...

Çocuğa vakit ayırmak, oynamak, dünyayı onun gözünden görmeye çalışmak, her gün yeni birşey anlatmak, onu dinlemek.. hepsine varım.. Ancak çocuğun annesi yanında olmadığı zaman içerisinde kendini avutabilmesi, oyun üretebilmesi, arkadaşlarıyla oynayabilmesi, büyükleriyle olmayı da sevmesi, istemesi önemli.

27 Ocak 2010 23:08
AycA dedi ki...

Füffü Girno teşekkürler
çocukdayaparım kariyerde--haklısın bundan sebep daha bebekken haftada bir gece babasıyla ailebüyükleirni ziyarete gitmeye başladı oğlum daha sonra gece kalmaları başladı, bunun haricinde oyun grupları kurdum( www.benimleoynarmisinanne.com) ,arkadaşları oldu oynadı, oyun üretti ..her hafta p.tesi sabahı" dedeye gitmiyor muyum " diye uyanıyor.. her zaman bensiz de kalabildi ...yani yani hem yanında kalıp hem de bunları dengeli bir şekilde oturtabilmek önemli ve de zor zanaat kanımca.. ama ben çocuk da yaparım kariyerde sözüne inanmıyorum bu hızlı şehir hayatında. ikisini de bir şekildeyaşadığım için söylüyorum ya çocuk yaparsın kariyerin kalır /eksik ya da tam kalır/ ya kariyer yaparsın çocuk eksik kalır..

28 Ocak 2010 01:08