Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

23 Aralık 2010 Perşembe

Misafir Anne - Anne Muhabbetlerine Farklı Bir Bakış

Genel Kural 1: Kedisi olan kedisini, bebeği olan bebeğini anlatır.


Genel Kural 2: Çocuklu aileler görüşmek için hedef kitle olarak diğer çocuklu ailelere yönelir.

Bu durumda da birincil ortak noktası çocukları olan aileler doğal olarak çocukları çevresinde dönen muhabbetler yaparlar. Buraya kadar herşey yolunda…Sağlıklı paylaşımlar, birbirine yol göstermeler, dürüstçe durum alışverişi..bunlar çok güzel şeyler. Ben de arkadaşlarımla bu sohbetlerden inanılmaz keyif alırım, çok şey öğrenirim.

Bana göre eğlenceli olan şey annelerin içgüdüsel olarak çocuklarını diğerlerinden üstün tutma çabasına girmeleridir. Babalarda bu durum pek o kadar baskın değilken anneler daha bebekleri rahimlerine düştüğü andan itibaren çocuklarıyla abartılı bir biçimde gurur duymaya programlanıyorlar. Daha anne karnındayken bile en hareketli bebek veya en uslu bebek onlarınkidir. Bunu zaman zaman kendimde de gözlemliyorum, istemsizce, öylesine oluveriyor bu durum. Farkedince de kendimle bile çok eğleniyorum….

Şimdi bazı sohbetlere göz atalım isterseniz. Eminim bazılarına çocukluğunuzdan itibaren komşu teyzelerle anneniz arasında geçen sohbetlerden de aşinalığınız vardır. Bu tür muhabbetler yakın arkadaşlar arasında olmaz pek, onlar birbirine dürüst davranır..Bunlar daha çok mahalledeki komşular arasında gelişir.

Anne A: Ay oğlum bu sınava nasıl çalışıyor nasıl çalışıyor anlatamam. Gecesi gündüzüne girdi yavrumun. Allah muvaffak etsin inşallah

Anne B: Ah sorma şekerim, ben de neredeyse kitabı defteri elinden alacağım, böööle gözleri belerdi kızımın çalışmaktan. Allah emeklerini boşa çıkarmasın.

Sonra sınav sonuçları açıklanır, Anne A'nınki kazanır, Anne B'ninki kazanamaz.

Anne A: Ah hayatım nasıl şaşırdım kazandığına sorma. Hiiiiç çalışmadı doğru düzgün, ben oğlum biraz çalış dedikçe, merak etme anne, ben kazanırım nasıl olsa dedi bana…Çocukken de böyleydi bu…Okuma yazmayı bile hangi arada söktü anlamamıştık...

Anne B: ( karşındakini şöööyle bir süzüp gözlerini kaydırarak) Benimki de eğer yanıtları kaydırmasaymış seninkinden daha yüksek puan alıyormuş ama kısmet işte. Yoksa yanıtlarının hepsi doğru, tulum çıkarmış aslında ama kaydırmış işte….Bir de arkasında oturan çocuk ha bire kalemini sıraya vuruyormuş, dikkati dağılmış.

Ya da:

Anne A: Ay benim ufaklık nasıl yaramaz şekerim, dur durak bilmiyor. Canım çıkıyor vallahi..Bir dakika yerinde oturmuyor. Geçen gün eşimin dünya para verip Paris'ten getirdiği vazomu pota yapmış, basket atıyor, kırıldı caaanım vazom..Hayır o kadar şeker olmasa alacağım ayağımın altına ama şeytan tüyü var hınzırın, kızamıyorum da...

Anne B: Aaaa o da bir şey mi hayatım, benim oğlan bir koltuk tepesinde, bir vitrin üzerinde hoplayıp duruyor. Geçen gün bahçede bisiklete binerken tek tekerleğinin üzerinde cambaz gibi gitmeye kalkışmış da düşüp dudağını patlatmış. Laf söylemeye de gelmiyor, dil pabuç gibi…her lafa bir cevap…öyle de zeki şeyler söylüyor ki kalakalıyorum...

Anne C: ( Biraz da ezilerek) Şeey, benimki çok uslu maşallah, hiç öyle tehlikeli işlere girişmiyor. ( sonra dikleşerek, gururlanarak) nerede ne yapması gerektiğini biliyor oğlum, onu biraz disiplinli yetiştirmeye çalıştık, şımarıklıktan hiç hoşlanmam da....

Bu sefer anneler yön değiştirir.

Anne A: Aaaa yok bak benimki de aslında öyledir. Bir misafirliğe filan gittiğimizde düzgün davranır. Akıllıdır benim oğlum.

Anne B: Tabii canım, benimki de bilir kendini aslında…Arada sırada yapar yaramazlık yoksa her zaman böyle değildir aslında…

Bir örnek daha:

Anne A: Ay hayatım kızım bana nasıl düşkün, beni nasıl seviyor anlatamam. Ama her gece de onu uyutmak çok yoruyor beni şekerim. Uyuyana kadar elini tut, yanında yat, zaten yorgunum, ne kadar daha sürecek bu böyle…

Anne B: Ay sizde de mi var o muhabbet, bizde de…yatma merasimi 2,5 saat sürüyor. İlla sarılayım ona istiyor. Benim kokumu duymadan uyumuyor hanımefendi. Ama çok zaman alıyor, işi gücü bırakıp her gece 2 saat uyutmaya çalışıyorum.

Anne C: Ay işiniz zor valla, bizimki yatma saati geldi mi iyi geceler anneciğim, iyi geceler babacığım deyip dişlerini fırçalayıp kendi kendine yatıyor. Hiç öyle bizi esir etmiyor yanında..

O-Ooowww…diğer iki annede bir karın daralması başlar

Anne A: Ay bizimkinde de yeni başladı zaten bu durum. Geçen gün bir film seyretmiş de ondan korkmuş, yoksa bizimki de kendi kendine uyurdu… ( Yalan tabii ki)

Anne B: Hem şekerim geçen gün gazetede okumuştum, bu yaşlarda normalmiş bu davranışlar, çoğu çocuk aynı şekilde davranırmış ( Benimki normal, seninki değil hesabı)

Hadi bir tane daha…Bu sefer delikanlı olsunlar:

Anne A: Ay hayatım ne olacak bu oğlanın hali bilmiyorum. Yakışıklı kerata bir sürü kız arkadaşı var. Bir hafta bir kızla, diğer hafta bir kızla…dersleri bu kadar iyi olmasa kızacağım ama derslerinde de çok başarılı…( gizli gururlanmayı anladınız değil mi?)

Anne B: Ay şekerim benimkinin de peşinde bir sürü kız dolanıyor ama benimki seçici..Öyle her kıza kaptırmıyor gönlünü Allah'tan ( Yalan, oğlanın peşinde kız mız yok aslında…)

Altta kalanın canı çıksın misali….

Bir de annelerin abartma hadisesi vardır ki o daha da güzel aslında. Mesela oğlu iş görüşmesinden çıkan anne oğlundan "fena değil, iyi geçti" yorumunu alıyorsa, konu komşuya " bayılmışlar oğluma, eee tabi bayılınmayacak çocuk mu yavrum" yorumunu yapıştırıverir.

"Kızım bir yemek yapar Allah seni inandırsın, parmaklarını yersin şekerim" yaptığı altı üstü bir makarnadır halbuki...

Bunlar kabul etmek istemesek de biraz karikatürize edilmiş olsa da pek çok annenin yaptığı şeyler…Kimse çocuğunun diğerinden daha vasat düzeyde olduğunu kabul edemiyor. Mutlaka üstünlük taslayacağı bir konu buluyor. Birininki harika resim mi yapıyor, diğerininki mutlaka sporcudur. Hiçbir şey değilse arkadaşlarının gözdesidir.

Kuzgun da olsa bizim yavrularımız şahindir. Ayrıca kol kırılır yen içinde kalır.

Sevgiler

---Gülçin---

http://www.neselihaller.blogspot.com/

5 yorum:

mehmet dedi ki...

Belki de annelerin evlatlarına yönelik bu sevecenliği,kusur görmezliği nedeniyle onların üzerine yazılan şiirler,şarkılar bir baba olarak biraz kıskansam da babalara kıyasla bu kadar çok.Hangimiz özlemeyiz ki annemiz tarafından sevilmeyi, ,şımartılmayı,pohpohlanmayı.Esprili örneklerle çok güzel anlatmış yazar.Nostalji yaparak ilgiyle okudum; tebrikler.

23 Aralık 2010 11:57
Anonim dedi ki...

Çok haklısınız. Sanırım sizin çocuklarınız daha küçük. Yıllar geçince kiminki daha çok kazanıyor, kim annesini daha çok hediyelere boğuyor, kim daha iyi izdivaç yaptı ( tabii bundan kasıt, meslek ve varlıklı aile olmakta)kimin torunu en süper.... Say sayabildiğin kadar. Ama evlatlar anneler için öyle kıymetli, öyle candan aziz ki ne yapalım. Emin olun inandığımızı söylüyoruz. İdealize etmiş olsak da... Kuru, boş bir övünme değil.
Hem bizim de o kadarcık bir hakkımız olsun, değil mi yani.
Filiz

23 Aralık 2010 14:14
Sitare dedi ki...

neşeli şey yine döktürmüşsün.ben hiiçç üstüme alınmadım bu yazıyı çünkü inan çok rahatımdır bu tip mevzularda .çocuğunu öven yere göğe sığdıramayan biri olmadım hiç.tam tersi hatası neyse ya da eksiği bulup söyleyen üzerini asla kapatmayan biriyimdir.ama ayy evet ya bu tarz kadınlar ne çok etrafımızda.en çok bu yüzden kabul günü,kadın günü,altın günü denen hadiselere uzak duruyorum ben.ya evindeki halıya yahut kızının ek gıdasına kafaya takan zırva tipi insanlardır bunlar.bu tiplerden uzak gitmenin en kestirme yolu canın sıkıntıdan patladığı noktada alıp çoluk çocuğu gezmek tozmak 3-5 mağaza didiklemek ,oynucaklı menülerden alıp zırlayanları susturmak vs. :))öptüm şekerim...

23 Aralık 2010 14:20
Burcu.. dedi ki...

çok hoş bir yazı :) Benim bu şekilde anılarım henüz yok ama anne karnında başlayan övünmelere benden bir örnek vermek isterim. Doktorumuz 20 küsürüncü haftalardayken bebeğimin normalden 1-2 hafta önce olduğunu söylemişti. Akşama doğru eşim hayırdır ya sen bugün sürekli kendi kendine gülüyorsun ne oldu dediğinde farkettim bende ki ruh halini..Dr dedi ya 1-2 hafta önce gurur duymuştum bebeğimle neden niçini yok işte farkında olmadan yaşamıştım o duyguyu :)

23 Aralık 2010 23:27
deren dedi ki...

güzel yazı olmuş gerçekten.ama ben bu konuda "kadın olmanın" da bir ilgisi oldugunu düşünüyorum.zira damatlarını bile öven,yere göğe sıgdırammayan,komşunun damadıyla zihninde yarış yaptıran da bir kadındır neticede:))

24 Aralık 2010 23:47