Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

22 Haziran 2010 Salı

Devir Hesap Devri



Dünyanın en keyifli şeyi bebek-çocuk alışverişi olsa gerek. Koca kızken bile oyuncak reyonlarından gözümü alamazdım. Şimdi bile çocuğum için oyuncak alırken ben de oynayacakmışım gibi heyecanlanırım.
Giyim alışverişi daha da keyifli. Renkleri, tarzları birbirine uydurmak o minicik erkeğe hangi rengin yakışacağını düşlemek.....

Ama hakkaten çok masraflı bu çocuk büyütme işi. Herşeyin en iyisini ve hemen alayım derseniz bütçedeki delik büyüdükçe büyüyor. Keşke sınırsız alım gücüm olsa da doyasıya çocuğum için alışveriş yapsam.
Ama yok...
Hesabımı bilmek zorundayım. Bunun için ciddi uğraş veriyorum.
Çünkü şu an sadece eşim çalışıyor
Çünkü 2. çocuk düşünmüyorum ve küçülenleri ya ihtiyacı olanlara veriyorum ya da Tuna'nın henüz doğmamış kuzenine saklıyorum. Haliyle çok büyük paralar harcamak istemiyorum
Çünkü para kolay kazanılmıyor.
Çünkü firmaların işin içine bebek-çocuk-doğum-düğün kavramları girince fiyatları nasıl katladığını biliyorum.
Kendimce aldığım ekonomik önlem paketine gelince

- İndirimleri takip etmek.

Aslında indirim dışında alışveriş yapmıyorum desem yeridir. Bedeni hızlı büyüdüğü dönemlerde çok acil bir ihtiyacı varsa -ki o da hepi topu 1-2 kere olmuştur- mecburen alıyoruz. Ama genelde
indirimde çokça ve çeşit çeşit alıp sonraki sene için stok yapıyorum. Fotoğrafta taze yapılmış bir "2011 yazı Tuna'nın 3 yaş koleksiyonu" alışverişi mevcuttur. 9 t-shirt ve 1 pantolon toplam 73 TL.(Wenice Kids)
Ucuza kaçtığım kaliteden ödün verdiğim anlamına gelmesin. Polar dahil hiçbir sentetik kumaş dokunamaz oğlumun tenine.

Bez alırken de indirim zamanı 4-5 paket birden alıp stok yapıyorum.

- "Bu gerçekten gerekli mi ?"sorusunu sormak

Mevsimlik 2 ayakkabı, bir kot pantolon, 7-8 eşofman altı, 10 kadar üst, 6-7 atlet, 3 adet de penye uyku tulumu bize yetiyor. Fazlası israfa giriyor ve çoğu zaman giyilmeden kaldırılıyor. "Ayy ama çok güzel di mi babasıııııı" diyerek gaza gelip alışveriş yapmamaya çalışıyorum.

- Her parça için bir limit belirlemek

Uzun-kısa kollu t-shirtler için en fazla 10 Tl; altlar içinse en fazla 20 Tl veriyorum. Markaların tüm koleksiyonu Uzakdoğu'da açlık sınırındaki işçilere ve çok cûz'i rakamlara yaptırılıyor ve aslında malın ederi de o kadar. İndirimsiz fiyatı markaya verilen paradır bence.

(Senin çocuğun Batı'da cool cool gezerken belki aynı yaştaki Uzakdoğulu çocuk dikiş artıklarını temizliyor. Bu işin bir başka yönü elbette ama değinmeden edemedim.)

Ayakkabı için biçtiğim en yüksek bedel 50 Tl. Bir dönem çocuk ayakkabılarının ihracatında görev yaptığımdan standartların ne olması gerektiğinden az çok haberdarım. Paqqa, Kifidis, Nike, Converse gibi markalara, marka gözlüğünü çıkarıp bakabiliyorum. Bez ayakkabıya 60 Tl veremem, çünkü o kadar etmez. Üzerinde Converse yerine Consense yazınca siz de vermezsiniz o parayı eminim.

- Ürünün fiyatını internetten kontrol etmek, araştırmak

Bu daha çok teknoloji ve oyuncak alışverişlerinde geçerli bir önlem paketi. Bebek telsizi, oyun halısı, süt pompası gibi ellemeye ve incelemeye gerek olmayan parçaları araştırıp internetten alıyorum

Bir de tabi dış destekler var. Anneanne-dede sağolsun ellerini üstümüzden eksik etmiyorlar. Akrabalarımızın hediye desteği de çok yardımcı oluyor.

Ucuzuna kaçmadığım tek şey gıda alışverişidir. Organik ürünlerin tadı kesinlikle daha güzel. Yumurta, kavanoz meyvesi, süt, kuru dut gibi ürünlerin etiketini okumadan sepete atarım.

Sağlık harcamalarına gelince. Tuna doğduğu günden bu yana özel sağlık sigortalı. Zira hastalık olasılığı bile korkutucu. İşin sağlık yönü bir yana masraf kısmı öbür yana. Hele yataklı tedavilerde çıkan fatura ocağa incir ağacı dikecek cinsten. Devlet kurumları yetersiz, ilgisiz.

İlk bir yıl 9 rutin doktor muayenesini, hastalandıkça gittiğimiz muayeneleri, tahlilleri o kaça bu kaça diye sormadan en kapsamlısından yaptırdık. İzmir'in en güvenilir çocuk doktoruna muaneye parasını düşünmeden götürüyorum. Aklımda soru işareti kalmıyor, iyi hizmet aldığına eminim. Çok hastalanmadığı halde vizit ücreti, özel ilaçlar ve vitaminlerle sağlık sigortasına verdiğimiz parayı rahatlıkla amorti ettiğini söyleyebilirim.

Ve bitirirken çocuğun yediği helal; giydiği haram diyenlere selam olsun ;) Ağzınıza sağlık, pek doğru ve özlü söz olmuş.

10 yorum:

ikicocukannesi dedi ki...

Zevkle okudum;

Devir hesap devri gercekten, ihtiyac mı sorusu bence de kilit.

Artık gelecegimizi biz dusunmek zorundayız, buyuduk mu n'olduk?

Eline saglık.

22 Haziran 2010 15:40
Totiler dedi ki...

Pek güzel yazmışsın kardeş..Bizde memur anne babanın çocuğu olarak paranın kıymetini, müsrifliğin iyi birşey olmadığını bilerek büyüdük..

Kuzen ve arkadaşlar arası eşya-kıyafet çok dönüyor bizde..Ardanın kuzeni kız olmasına rağmen çok pembişli pompişli olmayan (zaten fazla da olmadı) tüm kılığı kıyafeti bize geldi..Bir dolusuda arkadaşlarımın çocuklarından..Bizde şimdi veriyoruz başkalarına..

Bir de baktım kullanılmayacak hediye çok geliyor, artık söylüyorum şuna ihtiyaç var, buna var diye..İnsanlarda mutlu oluyor, gidip rafların arasında düşünmekten taşınmaktan kurtuluyor, para da çar çur olmamış oluyor..

Bir de Arda' nın demir İşbankası kumbarası var, salonun orta yerinde duruyor, geleni gideni tokatlıyoruz "Çocuğu sevindir abi" diye :) Artık biriken parayla ilk karnede bir bisiklet alırız kendisine..alakasız oldu bu ama olsun dediğin gibi devir hesap devri :))

22 Haziran 2010 17:09
Açalya dedi ki...

güzel şeyler yazmışsın, son cümlende gözlerim bile yaşardı.

Ben Türkiye'yi acayip pahalı buluyorum. Burada kıyafet çok ucuz. Sen tshirt'e en fazla 10 lira veriyorum deyince ohaaa demişim gayri ihtiyari. Yok mu hiç bacım 2 liralık 3 liralık tshirt orda? Benim zamanımda bir Bostanlı pazarı vardı, hala var mı bilmiyorum, pek güzeldi...kırk yılda bir 10 liralık tshirtü alma gafletinde bulunduğumda "hadi yine iyisin Dante, moda pezevengi seniiii" diyorum ben. Ama bir de var ki ayakkabıya verdiğim paraya acımıyorum, ayakkabı çok önemli, yürümesinin, ayak iskeletinin şekillendiği bu dönemler çok önemli, varsın 3 ay giysin, 5 ay giysin.
Bir de şeyi anlamadım, kavanoz meyvesini okumadan nasıl sepete atıyorsun? yanlış mı okudum? kavanoz meyvesi nedir? bebek maması mı? yada mesela şeftalinin kavanoza dilimlenmiş, kimyasal suların içinde korunan hali mi? bence dutu bile okumalısın, sülfür dioksit var mı içinde diye, gerçi güneşte kurumuştur onlar ama kayısı mesela, güneşte kurumuşunu bulmak çok önemli, ben çocuklarına sülfürlü kayısı yedirip "çocuğum kayısı kurusu yiyor" diye ges ges gerinenleri gördüm. Yada kuru üzüm de aynı...aklıma ne geldi bak, paketlenmiş ayranın içinde sadece yogurt, su ve tuz mu var meesela?
Kıllanmış gibi bir yorum olmasından kaçınmak istiyorum, yanlış anlama, ama poları giydirmiyorsun, peki Tuna kışın ne tür materyalli bir kışlık kaban, mont giyiyor? pamuklu mu? iç astarının malzemesi nedir? organik pamuk mu?

Müsrif bir neslin yetiştiği Türkiye'de, bu tür yazılar bol bol yazılmalı, konuşulmalı, hatta ilkokullarda ders olarak okutulmalı.

22 Haziran 2010 19:50
firdevs dedi ki...

yazdiklarina sonuna kadar katiliyorum :)

blogumda 3. ogluma hamileyken , yaklasik 100 parca 0-3 aylik bebek elbisesini 35 euroya aldigimi yazmistim . hemde hepsi en markali bebek magazalarindan alinmis markali seyler . inan ben bu kiyafetlerin tamamini giydiremeden bebek buyudu !

simdi de 6 aylik kiyafetleri 40 euroya aldim :p neredeyse bebegi de 2. el alacam :p

puset , oto koltugu vs . her seyi 2. el aldim . cok sukur bebegimin bi tarafi eksik kalmadi :)))

calisip cocuklari krese ya da bakiciya baktirmaktansa , bu yontem bana daha mantikli geliyor :)

3. numaraya giydirdigim kiyafetleri kayinvalidem gordugunde gozleri parliyor . eger o kiyafetlerin 2. el oldugunu bilse muhtemelen ici sizlar :)))

herkese ekonomuk gunner dilerim efem :p

23 Haziran 2010 00:36
Hülyanın Tunası dedi ki...

İ.Ç.A
Biz büyüdük bence de. Öğrenciyken de çalışırken de daha rahat harcardım.
Totiler
Bizim de Tuna'ya kuzenden 3-5 parça kaldı, biz de saklamaya gerek duymadıklarımızı seve seve veriyoruz birilerine. İş bankası kumbarası beni nerelere aldı götürdü bir bilse :) her eve lazım ve bence çocuklara tasarrufu öğretmenin en iyi yolu.

23 Haziran 2010 21:39
Hulya Tuncer Odabasoglu dedi ki...

cok begendim takdir ettim sizi.

23 Haziran 2010 21:47
Hülyanın Tunası dedi ki...

açalya
o tee'lerin normal fiyatı 20-30 TL arası:) ben indirimden aldığım için 7-8 TL civarına alıyorum. Bostanlı Pazarı (bos-pa) bize çok uzak ama eve yakın pazarda buluyorum ben güzel parçalar. Ama onların da hiçbiri 2-3 Tl değil. Tiril tiril bir kapri bir de şort almıştım 5er liradan tanesi. Onları da azo boyar madde var mıdır diye içim içimi yiyerek aldım. Nyese ki fazla renkli şeyler değil aldıklarım
kavanoz meyvesi dediğim bildiğin meyve püresi. evde yapılanlarını sevmiyor tuna. onların da genelde organiğini alıyorum. bahsettiğin konu aslında başka mecralarda tartışılmaya aday. yani bahçede ilaçla temas etmiyor ama şişlenirken tonla işlemden geçiyor. içeriğinde az miktarda şeker ve nişasta var. her gün yedirmediğimden ve genelde kuru meyveyi daha çok sevdiğinden, tatlıya düşkün olmadığından rahatça verebildiğim 2 marka var.etiketlerindeki tüm değerler tarafımdan defalarca kontrol edilmiştir. kurutulmuş gıdalarda organik bulursam kaçırmıyorum. kayısıyı kesinlikle günkurusu alıyorum. turuncuları dediğin gibi kükürtle kurutuluyor. bunu öğrnediğimden beri-10 yıl önce falan- sadece o çirkin renkli kuru kayısıları alıyorum. hatta annem bildiğin takoz gibi kurumuş kayısı getiriyor. akşamdan suya koyup sabah onu yiyorum.
paketlenmiş her gıdanın bir risk barındırdığını düşünüyorum kesinlikle ama pazardan alınan sebze-meyvenin de o kadar masum olmadığna eminim. misal pazardan aldığım bezelye toplanalı bir hafta olmuşsa, vitamin değerini kaybetmişse onun yerine markalı bir ürünün dondurulmuş ürününü almayı tercih ediyorum (konserve değil aman yanlış anlaşılmasın) tarladan hemen fabrikaya taşındığından ve besin değerini koruduğundan eminim sonuçta.
polar yerine %100 pamuklu giysiler giydiriyorum. polar beni çok terletiyor. tuna'nın da sevmeyeceğini düşünüyorum. yağmurluk tarzı dışı naylon bir tek montu var. onu da ne zaman giyse ensesi terlediğinden attık bi kenara.

23 Haziran 2010 22:06
Hülyanın Tunası dedi ki...

firdevs
3 çocuktan ve akıllı alışverişlerinizden dolayı tebrik ediyorum. bu arada
3 çocuk mu?????????????
:))
hülya tuncer o.oğlu
teşekkür ederim

23 Haziran 2010 22:07
Açalya dedi ki...

bak donmuş sebze konusunda öyle düşünüyorum ben de...bilim insanları da hemfikir.

25 Haziran 2010 04:57
yeliz dedi ki...

altına imzamı atarım!! ben zara babyci amcayı da ekleyebilirdim diye geçirdim aklımdan:) gerisi aynen bizim uygulama!! aynı kafa:P

28 Haziran 2010 00:33