Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

7 Nisan 2010 Çarşamba

Kadının biri bir gün...

Kadın toplantıdan yeni çıkmıştı, kendini odasına attığında hemen telefona sarıldı. Temizlik vardı o gün... Muhtemelen çocuk sesine fondaki elektrik süpürgesi karışacaktı, çok da duyamayacaklardı birbirlerini muhtemelen. Telefon açıldığında afalladı. Herhalde bu kafa yoğunluğuna yanlışlıkla annemi aramışım diye düşündü, çünkü annesi temizlik günleri gitmezdi onların evlerine... Zaten ev yeterince kalabalık diye. Aklına başka da bişey gelmedi, kötü bir şey hiç gelmedi... Ama karşıdaki ses uğultuların arasında bişeyler söylüyordu, doğru duymuyordu herhalde. Kafası karışıktı ondan olmalıydı. Yoo, hayır doğru duyuyordu. Annesi ona küçük kızının düşüp, kafasını sehpaya vurmuş olduğunu, kaşının yarılmış olduğunu, onu da yeni çağırdıklarını söylüyordu. Şimdi alıp onu hastaneye gideceklerdi. Nasıl??? Daha 1 yaşından birazcık fazla. Kaşı ne kadar ki yarılsın? İki kadın olan bir evde, nasıl olmuş ki bu? Soruları sonraya erteledi ve kendini sakinleştirmeye çalışan sese, durun hemen yola çıkıyorum dedi...

Hastanenin aciline vardığında kendini bekleyen sahne dayanılır gibi değildi. Küçücük bir beden, daha annesi dışında yabancılara zor giden... Sedyede, etrafında tonla yabancı. Kollarını tutuyorlar. O çığlık çığlığa ağlıyor. Kadın durun, niye beni beklemediniz, ne yapıyorsunuz diye bağırdı. Zaman kaybetmeyelim diye dediler, kaşa kaynamayı sağlayan bant denen bişey taktık. Dikiş yaptırmaz bu yaştaki çocuk...
....
1 hafta sonra...
Bantları başka bir doktor açmaya gelmişti. Zaten geçen hafta doktordan, hastaneden korkan küçük hafıza, bantları açarken kıyametler koparmış, korku dolu bakışlarıyla annesinden medet ummuştu. Açıldığında doktor, bu kaynamamış ki... Dikiş lazım dedi. Kadın daha dikiş şokunu atlatmadan, bu yaşta bir çocuğa dikiş atılması için narkoz verilmesi lazım, bilgisini de ekledi.
Ne diyorsunuz diye atıldı kadın. Sizin hastaneniz dikiş lazım değil dedi, o kadar sıkıntı, korku yaşadı çocuk ve 1 hafta kaybedildi. Artık size güvenecek değilim diyerek, tavsiye edilen bir plastik cerrah bulundu apar topar acilin önünde.
....
Amerikan Hastanesi'ne girdiklerinde küçüğün elinde bir teselli simidi çıktı doktorun karşısına.
Doktor çok mu duygusuz ve donuktu. Kadın mı çok duygulu? Karar veremedi kadın. Simidi yediğine göre bugün bişey yapamayız dedi doktor. Aç karnına hafta sonu gelin, ameliyatla dikeceğiz. Yoksa iz kalır.
NARKOZ... Aşı olurken dayanamazken, küçücük vücuduna narkoz mu verecekler, alıp içeriye mi götürecekler?....

2 gün sonra...Nasıl oldu, nasıl geçti, içeri geçene kadar neler hissedildi? Daha ameliyathanenin dışında verilen, hafif sersemletip, sakinleştiren ilacın arkasından sarhoş gibi olan küçüğüne gülmeye çalıştı. Sanki başka biri yaşıyordu bu anları... Sanki başka biri yaşıyordu.Zaten o yüzden de başka biri yaşamış gibi yazdı. Allah herkesin çocuğunu kazadan beladan korusun diyerek ve tahtalara vurarak...

Bunlar da o günlerde bloguna yansıyanlar:

http://yazaski.blogspot.com/2009/10/icim-ezildi.html

http://yazaski.blogspot.com/2009/10/uf-oldu.html

http://yazaski.blogspot.com/2009/10/iyiyiz-cok-sukur.html




4 yorum:

Tibet'in annesi dedi ki...

o günü hatırlıyorum Denizcim, yüzündeki korku dolu ifadeyi. Bilinmezlik daha da korkutuyor insanı. Neyseki geçti, atlattı Yaz. Allah korusun çocuklarımızı kazalardan...

7 Nisan 2010 10:57
elif ada dedi ki...

Ay ben yerim o minik prensesi. Bir daha buyle seyler gelmesin hicbirimizin basina. Cocuklarimiz, saglikla kazasiz belasiz buyusun

7 Nisan 2010 20:16
ela selin dedi ki...

En cok korktugum seylerden biri ben yokken kuzularimdan birinin basina kaza gelmesi. Acisini gidermek icin yaninda olamamamak fikri.
Neyse ki kosa kosa yetismissin kuzuna.
Bu son kazaniz olsun...

9 Nisan 2010 11:24
Odil Sezen Metin dedi ki...

Canım benim..Nasıl içim acıdı yavruya..Başka kazalar yaşamamanız dileğimle sevgiler..

9 Nisan 2010 13:25