Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

28 Nisan 2010 Çarşamba

Deniz'in sabah taktikleri





Ne kadar yazsan çizsen, tartışsan, fikir yürütsen hiç bitmeyecek bir konu... İşe giden anne!
Bu yazının sonu, salya sümük bir duygusallığa da götürebilir bizi, mizahi bir tarafa da. Bakalım kısmet.
İnsanoğlu hayatta kalmak, içinde bulunduğu koşullara bukalemun misali ayak uydurmak için sürekli evrim geçiren bir canlı. Çok zor denilen durumlara uyum sağlayabilmek için kusursuz bir mekanizma var içimizde, Allahtan.Düşünüyorum da, sapsız bir üzümken işe yetişebilmek, güzelce giyinip hazırlanabilmek ne kadar da zordu. Yani ben zor sanıyormuşum. Uyandım, uyanamadım. Kahvaltıyı yapabildim, banyoyu babamdan önce kapabildim. Bunlar o günün şartlarıydı. Sonra uyum sağlamam gereken yeni koşullar geldi, leylek getirdi.
Doğum izni bitmeye yakın bir panikledim önce. Emziriyordum henüz. Sabah kalk, emzir, hoppala zıppala yap, duş al, kahvaltı yap, kadını bekle nasıl yetişeceğim diye düşünüyordum kara kara... Ama o neymiş ki. Şimdi iki yaşına yaklaşan, sabah boyu annesinin kuyruğundan ayrılmayan, arada ayrılık anksiyetesi denen semptomlar yaşayan, ya da yaşıyormuş gibi yapan bir hatun var evde. Ama evrim yasası var. Hayatını sürdürebilmek, rutinlerini gerçekleştirebilmek için yeni yollar bulmak üzerine kurulu çalışıyor annelerin kafası. Nasıl da yaratıcılık getiriyor annelik insanın hayatına... Ben de buldum bir takım taktikler... Deniz'in meşhur sabah taktikleri...
Bizim sabahımız genelde şöyle başlar. Ben kalkarım, parmaklarımın ucunda tam çayımı koyarım, kokumu alan guguklu saatim, içeriden bağırır, anniiiii!
Yanına giderim, büyük bir umutla yeniden uyuyacağını hayal ederek. (Hayır yani hafta sonu 09.00'da uyanan bir çocuk, nasıl hafta içini ayırt ediyor da altıbuçuk, yedide uyanıyor, şaşıyorum. Murphy Kanunu sanırım.) Muhtemelen süüüt ister. Sütünü getiririm. Tam o içerken bari tuvalete falan gideyim diye düşünürken, emir gelir: Otuğğğğğ. Otururuz tabii biraz yanında hoş beş ederiz ve anlaşılır ki uykuya geri dönüş bir hayal. O sırada babası kalkar. Oh nöbeti devredersin işte diye düşünüyorsanız, çok iyimsersiniz.
Hatun kalkmaya karar verir(se), banyo girdiğimde arkamdan anniiiiii çık! diye bağırır, çıktığımda gel, gel diyip, beni giyindirmemek için eski oyuncaklarını bana yeniymiş gibi göstermeye çalışır. Yani bir oyuncu ki sormayın gitsin. Biz de kaçın kurrasıyız değil mi ama? İşte Deniz taktikleri burada devreye girer.
Taktik 1: Sürpriz torbası
Bir torba alınır, içine saç tokası, ayna gibi, tuvalet masanızdan toparlayabildiğiniz ıvır zıvır küçük küçük şeyler içine atılır. Neler olabileceği tamamen sizin hayal gücünüze ve elinize geçirdiğiniz nesnelere bağlı. Bu sürpriz torbası, üzerinize geçireceğiniz kıyafeti seçme ve kısmetse giyebilme zamanı tanır size.

Taktik 2: Kemerleri ortalığa saçma
Bu taktik, önce size bir makyaj zamanı kadar süre kazandırır. Ama toplayacağınız zamanı da düşünerek uygulayın derim.

Taktik 3: Şemsiye açma
Mevsimine göre seçeceğiniz bir objeyi, ben burada şemsiye seçmiştim, kullanabilirsiniz.
İçine girer, çıkar, şen kahkahalar atarken siz hazırlıklarınızı tamamlarsınız.
Ama aynı taktikleri çok uzun süre kullanamazsınız. Kendinizi sürekli yenilemeniz, yaratıcı olmanız lazım. Ve işin şakası bir yana, asla yalan söylememeniz, sıvışarak kaçmamanız gerek. Birazdan gelecek anne demek, ya da o içeride meşgulken kapı aralığından süzülüp gitmek en kötüsü.

Siz evden ne kadar pembe gözlüklerle ayrılıyor, ne kadar az trajik hale getiriyorsanız o da bir süre sonra bu rutine alışıyor. Bir süredir, öpüyoruz birbirimizi, bay bay diyor ve el sallıyor arkamızdan. Soranlara anne işte diyormuş. Hele bu sabah, seni seviküokm! gibi bişey dedi ki,
daha ne isteyeyim.

Ne yalan söyleyeyim, aşk yaşadığım bu küçük pisi suratı evde bırakırken ilk başlarda çok üzülüyordum. Hele arkamdan ağladığında. Ama şu an, eski ben olduğumu bana unutturmayan, üretken olmamı sağlayan, eve döndüğümde yeniden şarj olmuş olarak oyun arkadaşı olabilmeme imkan veren çalışma hayatını seviyorum.

2 yorum:

Anne Café dedi ki...

çok yaratıcı taktikler:))

29 Nisan 2010 14:45
Deniz dedi ki...

Hahahaaa : ))) Sıkışınca daha neler bulur insan

30 Nisan 2010 10:19