Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

5 Nisan 2010 Pazartesi

Bir Annenin Ateşle İmtihanı

"Yüreğim acıyor. Onun minik bedeni ateşler içinde yandıkça o kadar kötü hissediyorum ki, o kadar çok üzülüyorum ki... onun bedeni ateşler içinde yanıyor, benim yüreğim; birlikte yanıyoruz!!! Nerden çıktı bu ateş? Gitsin artık hayatımızdan! İstemiyoruz, hiç istemiyoruz. İki gün oldu hala 39,5'larda. Korkuyorum, çok korkuyorum. Hiçbir şey yapmak istemiyorum, biraz yazayım belki rahatlarım dedim ama ellerim titriyor, boğazımda kocaman bir düğüm oldu, sanki ateşten, yutamıyorum. Yarınki doktor randevusunu bekliyorum, çıksın artık ortaya ne varsa. Tuttuğum loglara göre 21 Kasım'dan beri hasta. Enerjisi hep yerinde olduğu için pek önemsememiştik. 8 Aralık'ta kulağını çektiğini farkedince doktora götürdük, kulak iltihabı dedi, antibiyotik verdi, 1 hafta kullandık, geçti sandık, geçmedi, 21 Aralık'ta tekrar götürdük, tekrar antibiyotik, bu sefer daha ağırı ve daha uzun süre: 10 gün. Geçmiş gibi geldi başta. Ama geçmedi yine. Bir de sekizinci günün sonunda ateş başladı üstüne üstlük, 39.9'a kadar çıkınca tekrar doktora! Kulak iltihabı yine geçmemiş ama antibiyotikle de geçecek gibi değil. Antibiyotiğe rağmen ateş olması viral olduğunu gösteriyor dedi doktor; zaten çocuklarda gelişen kulak iltihaplarının onda sekizi viralmiş. O kadar antibiyotiği boşuna mı aldı yani o küçücük beden!!! Antibiyotiklerden nefret ediyorum, bakterilerden, virüslerden, tüm mikroplardan. Uzak dursunlar benim bebeğimden ve tüm bebeklerden. O minik bedeni ateşten yanarken ayakları buz gibiydi dün gece; avcumun içine aldım, üşümesin ayakları yavrumun. Bedenine dokunmaya korktum, yanıyordu alev alev. Daha çok ısıtmaktan korktum. Sarılıp yatamadım kuzuma, canım bebeğime, bitanecik yavruma... ama ayaklarını tuttum, hiç bırakmadım ayaklarını; sımsıkı tuttum; burdayım annecim dedim, seni çok seviyorum, öyle çok seviyorum kiiii... bu sevgi tarifsizmiş gerçekten, anne olunca anladım. Yüreğim 'ana yüreği' olmuş, yanınca anladım.

Babam da, burdaki doktor da viral enfeksiyonlarda ateş üç günde geçer dedi, en fazla 72 saat sürermiş. Geçmiyor ki saatler, geçsin ateş. Ne kadar uzun sürüyormuş üç gün. Koskaca bir yıl geçti, 365+ gün sürdü, geçti; geçmiyor üç gün, anne olunca geçmek bilmiyor! Şimdi düşünüyorum da çocuklarını savaşa gönderen anneler ne yapıyor, nasıl bekliyor, nasıl dayanıyor diye. Olmaz olsun böyle dünya! Olmaz olsun bu savaşlar, bu ateşler, bu silahlar, bu hastalıklar! Barış olsun, sağlık olsun, güzellik olsun! Dostoyevski'nin dediği gibi "dünyayı güzellik kurtaracak" çünkü, ve sağlık ve barış. Hadi be 2010, yap bi güzellik bize, herkese, tüm dünyaya, evrene --ve bi de Evren'e, en çok da yavrusuna; en azından iyileşinceye kadar, lütfen!" demiştim 1 Ocak 2010'da; 2010 da hemen o gün yaptı bize güzellik sağolsun :)


Şaka bir yana, gerçekten doktorların dediği oldu; yani 3 günde geçti ateş. Ama ben öyle korkmuştum ki o ilk ateşte, hiçbir şey düşünemiyordum. Babam, küçükken her seferinde çok hasta olduğumu düşünerek "şuyum var, buyum var, şöyle kötüyüm, böyle hastayım" diye binbir şikayet sayarken, hep “geçer” derdi. İnanılmaz bir ferahlık gelirdi birden ve gerçekten de geçerdi hemen. Geçeceğine inançtan mıdır neden o moralle toparlardık erkenden. O yüzden derim ki ben, siz siz olun panik yapmayın hemen. Ah bir de bunu ben kendime söyleyebilsem ;)

5 yorum:

Aklımdakiler... dedi ki...

Ne güzel ifade etmişsin yüreğinin ateşini, oğlumun domuz gribi geçirdiği 0 günler geldi aklıma.. yeniden yüreğim sızladı... Onlar hasta olmasınlar hiç.. ben razıyım çocuğum yerine o hastalıklara, ateşlere... o hep iyi olsun..

5 Nisan 2010 10:07
Tibet'in annesi dedi ki...

kolay olmuyor dedidiğin gibi panik yapmaman. nasıl olsun ki, ilk çocuk işte :) atlatılıyor böyle zamanlar ama ana yüreği unutmuyor kolay kolay...

5 Nisan 2010 14:22
Deniz dedi ki...

heyecanla okudum!.....

5 Nisan 2010 14:30
Hilal dedi ki...

sapasağlam uykuya dalan oğlum, yanakları kıpkırmızı olarak kalmıştı da şaşırıp kalmıştım. kulak iltihabıymış:( yazını okurken o günü hatırladım:( geçmiş olsun tüm bebeklere ve annelerine

5 Nisan 2010 17:14
Evren dedi ki...

Hepiniz sağolun, varolun! Aklımdakiler, ben de senin gibi düşünüyordum. Ama babamın bir lafı var: "beni öldürmeyen mikrop güçlendirir" :) Şimdi çok zor da olsa, savunma mekanizması güçleniyor diye bakıyorum. Ve neyse ki çocuklar çok çabuk iyileşiyor. Yine de temennim, uzak olsun hastalıklar bebeklerden.
Sevgilerimle!

6 Nisan 2010 19:29