Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

18 Mart 2010 Perşembe

Rutin

Bilenler biliyor, önce "ev hanımı" kimliğinden yakınan sonrasında ise "çalışan anne" olmaktan sıkılan bir tipim.

Hani şunun orta şekerlisi yok mudur diye kafa da patlatmaktan geri durmam."Annenin bir günü" benim için öncesi ve sonrası olan bir hikaye.Öncesi çok renkli! Sonrası...eksik,yarım,kalbi kırık.

Alışırsam belki bir gün onu da anlatırım.Öncesinden bahsederek mutlu olmayı yeğliyorum şuan.

 

Asım Alp'le evde olduğumuz günlerde 9 gibi uyanır, büyük bir iştahla (ikimizde) kahvaltımızı yapardık.Sonra rutin olarak yatakları toplama,dağınık evi düzenleme vs.Her evde olan şeyler.

Yalnız her evde olur mu ya da çocuklu evlerde mi olur genelde bilemiyorum, toplanan oda itinayla annenin arkasından dağıtılarak, sinirler zorlanır ya.Ha bir de yapılan ev işlerine karışma, ben yaparım sen otur mantığı, anneyi hepten çıldırtır.Yarım saatte tek bir noktayı süpüren oğlan aslında çıldıran anneye zaman tanır da, anne bunu süpürge sesinden sulanan beyniyle çabucak kavrayamaz.Süpürgeyle oyalanan çocuk annesinin bilgisayar başına oturduğunu görünce de, birden süpürgeden buz gibi soğur ve mızırdanarak annesinin bacaklarına yapışır.Büyük muharebe başlar.Oyunlar,ilgi dağıtmalar.

Öğlen olur, Asım Alp yorulur.Uykuya beraber dalarız.Uyuması için yan yana yatmamız yeterlidir.Sonra ben sıvışırım.
Çok becerikli olmadığımı herkes bilir de, ben pek umursamam onları, her işe atlarım.Yapmadığım, şu dünyada öğrenmediğim şey kalmasın isterim.Öğrendikçe mutlu olur, zenginleşirim.Bana kalan şu zamanlarda ya patik dikerim, ya blog blog olurum ya da ev hanımcılığı oynarım.Ama şu en afillilerinden..Baklava da açarım, sarma da sararım.Ürettiğim, elimden çıkmış herşey değerlidir benim gözümde.El emeği her şeyden üstündür çünkü.

Uyanır bizim oğlan.Acıkır.İllet olurum, ekmeği veya meyvesi elinde gezmesine.Çok acıkmışsa yerinden kıpırdamaz.Ama gönlü yoksa, elinde ekmeği bir gelir bir gider kaşığa ağzı.Evi dolanır her kaşık arasında.Yemesin deyip kaldırırsam tabağını kıyameti de koparır ama.Ehl-i keyftir işte.

Ara öğünlerde yoğurt,kayısı,havuçtan başkasını tanımayan velet, büyüdükçe "çikoooo" diye haykırır oldu.Oysa ne güzel günlerdi, sağlıklı beslenirdik.Herşey bir Şeker Bayramı başladı.Nenelerin dedelerin, "çocuktur o canı çeker" diye beni dürtmesiyle:(...Bilmediği şeyi nasıl çekecekse canı.

Şimdilerde 3-4 günde bire düşen banyo maceramız o zamanlarda her akşama tekabül ederdi.Akşam yemeğinden bir saat sonra aklanır paklanır yatmaya hazır kıvama gelirdik.

Sonra da uyku başına...Diyeceğim, demek isterim, keşke diyebilsem.Bazen inadı tutar işte, tepetaklak olur tüm düzen,kudurası gelir, nanik yapar bana...Aşağıdaki gibi işte:)

Her olaya,her koşturmacaya, bir sonraki gün bu rutinin şaşmayacağını bilmeme rağmen, evde çocukla geçirilen zamanları hiç birşeye değişmem.Keşke kendime ve sadece ona ayırabileceğim zamanlarım daha çok olsaydı ve umarım daha çok olur da...

3 yorum:

é ℓ ℓ a dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi. 18 Mart 2010 16:58
é ℓ ℓ a dedi ki...

ayy son resimdeki tatliligina bak sunun allam allaam yerim onun totosunu ben :)

maasallah nazar degdirmeyim.

18 Mart 2010 17:00
emel dedi ki...

zevkle okudum yazınızı ve bir çok anne gibi ben de kendi rutinimize benzettim:))

18 Mart 2010 18:32