Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

16 Mart 2010 Salı

bizim evin patronu


Tam 2 yıl, 3 ay, 2 hafta ve 6 gündür anneyim.
Yaşamım, Ada öncesi ve Ada sonrası olarak iki döneme ayrılıyor. Kendisi benim miladım.
Ada öncesi dönemlerde sabah erkenden kalkar yapılması gereken her şeyi yapar ve güne özgür bir insan olarak devam ederdim. İstediğim yere gitmekte, istediğim şeyi yapmakta özgürdüm.
Şimdiyse tepemde sert mi sert, otoriter mi otoriter bir patron var. Dediği dedik...
Patron, kaçta kalkarsa iş o zaman başlıyor. Bu da genellikle sabah 7 ile 8 arası bir zamana denk düşüyor.
Kendisi biraz ehli keyf. Eğer bet bir günü değilse uyandıktan sonra bir süre yatak keyfi yapmak istiyor. Geriniyor, yanindakiler onunla ilgilensin, gıdıklasın, öpsün istiyor. Emirlerinin derhal yerine getirilmesi gerekiyor.
Bu arada birinin Efe'yi gezmeye çıkarması lazım. Bu, genellikle baba oluyor. Ada Hanım, iş saatlerini de yeniden belirledi. Anneyle baba nöbet usulü çalıştığından baba sabah nöbetlerine, anne gece nöbetlerine başladı.
Yatak keyfini bitiren Ada Hanım, bu defa kahvaltı keyfine başlıyor. Omlet/ haşlanmış yumurta, zeytin, ekmek ve çilek reçelinden oluşan kahvaltıyı bitirmesi nasıl oluyorsa en iyi ihtimal yarım saat, bazen de bir saat sürüyor. Sonra oyun vakti geliyor. Anne, Ada Hanım ne uygun görmüşse o oyunun oynanmasını sağlamakla görevli.
Tabi arada çaktırmadan evi toparlamak gerekiyor çünkü savaş yerine dönen evde koşuştururken insanın ayağına sürekli bir şeyler takılıyor.
Anne, Ada ve Efe, saklambaç oynarken saklandığı yerleri de çaktırmadan toparlamaya çalışıyor. Çamaşır yıkamak, yeni oyun. Çamaşırları Ada Hanım koyuyor makineye. Bitince de o asıyor tabii ki. Derken öğle yemeği vakti geliyor. Yarım saat ya da 45 dakika süren bu faslın ardından öğle uykusu için yatak odasına gidiyoruz. Ve başlıyoruz okumaya... Dört beş kitabın ardından genellikle tartışma çıkıyor. Derken uyuyakalıyor Ada Hanım.
Annenin, iyi ihtimal üç saati var çılgınca bir hızla evi toparlamak, yemekleri yapmak, yarım kalan işleri halletmek için. Hemencecik geçiveren üç saatin ardından Ada Hanım, güzellik uykusundan kalkıyor. Biraz kek ya da meyve atıştırıp yeniden oyun oynamaya başlıyor. Bu arada nöbet değişiyor. Ada Hanım'ın emrine baba geçiyor ki anne, akşam yemeği hazırlayıp işe gidebilsin. Kimi zaman saçını bile taramaya fırsat bulamadan evden çıkıyor... Artık ne zaman dönebilirse...
Bu arada Ada Hanım, babayla annenin topladığı evi yeniden dağıtmaya başlıyor. Salon, oyun parkına çevriliyor. Minderler kayak oluyor... Ada Hanım, suyla oynayabileceği her yeri değerlendiriyor...
Eğer anne gündüz nöbetindeyse işler daha zor. Çünkü hem kendinin hazırlanması hem de küçük hanımın hazırlanması gerekiyor ki... Küçükhanım asla evden çıkmak istemiyor. Sabah 9 gibi başlayan hazırlık aşaması, 11 gibi bitiyor. Sonra anne-kız binip arabaya anneannenin yolunu tutuyorlar...
Her daim yorgun ama kızına aşık anne, artık uykuyla dalma sıkıntısı çekmiyor. Çünkü bayılıyor geceleri... Ne yazık ki bir dakikası bile olmuyor kendine ayırabilmek için. Ama olsun halinden memnun. Birkaç yıl sonra yine vaktinin yine kendisine ait olacağını umuduyla geçiriyor günlerini...

1 yorum:

Anne Café dedi ki...

bir gün doya doya bizim olacak tüm vakitler de, onlar gelsin yeter ki diyeceğiz. Yaşlanınca diyorum... Çok mutlu bir rutininiz var:)

19 Mart 2010 00:58