Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

5 Şubat 2010 Cuma

Kara "Şahin" Düştü

Bize zamanında dünya güzeli gelen bebeğimizin meğer bir karga olduğunu farketmemizin fotoğrafıdır :)Hatta babası "niye çöpe atmadık biz bu maymunu?" bile dedi. Muhtemelen şu anki hallerine de ilerde bakıp "ıyyy" diyeceğiz.

Hamilelik süreci ve doğum başlı başına bir mucizedir.


Anne adayı ister Tanrı'ya inansın ister inanmasın o mucizeyi derinden hisseder. Miniminiler artık kazık kadar olunca bile "şu güzelliği ben doğurdum, benim içimde mercimek tanesiydi" diye iç çeker.

Hamile bir kadın çokça bebeğini düşler. Ona sunacağı geleceği, okuyacağı kitapları, vereceği hayat derslerini düşünür durur. O kadar büyülü bir süreçtir ki; hemen her anne çok özel bir çocuk doğuracağına inanır. (ki her çocuk aslında özeldir, başka kimseye benzemez)

Yaratım süreci kusursuz bir şekilde başlamış, mükemmel eşleşme yapılmış, yumurta spermle buluşmuş ve sağlıkla büyümektedir. İnsanın aklını başından alan bu süreç; bir başka mucizeyle, doğumla taçlanır.

Her insanın "ölümü alteden ilk insan, yani ölümsüz olacağına" olan gizliden inanması gibi; anneler de "yeni Mustafa Kemal'i ben doğuracağım" ya da en azından "çok büyük adam olacak benim bebeğim" diye düşünür gizliden.

O yüzden her hareketi dikkatle izlenir, anlamlandırmaya çalışılır, büyütülür. "O eser anneye aittir" çünkü ve objektif olmak imkansızdır.

Ayrıca her insan bence en çok kendini beğenir.

Ünlülerin içinde bile en çok kendine benzeyeni sever. (Ben uzun boylu kadınları pek beğenmem mesela) Narsizmin son boyutu ise çocuk sahibi olmaktır. Hele hele anne zekasıyla ya da fiziki özellikleriyle kendini fazlaca beğeniyorsa çocuğunun da kendisi gibi "mükemmel" olacağından neredeyse emindir. Manken bi ablamızın şu cümlesine bakar mısınız?

Bir de anne-babanın yaşanmamışlıkları bence bu şahinlik hallerini besliyor.

Kendince eksik kalan hayatlar, yanlış seçimlerden dolayı başarısız hissetme durumu çocuğa "başarılı ol" koşullanması şeklinde yansıyor.

Anne baba artık yeni iş, yeni okul, yeni hayat tercihlerini yapamayacak kadar büyümüştür. İster ki kendi yapamadıklarını çocuğu yapsın.

Kendisi az para kazandığı ve pek de saygın olmayan bir iş yapmaktadır; ama ister ki çocuğu bilim adamı olsun, dünyayı kurtaracak buluşlara imza atsın.

Kendisi tüm gününü TV karşısında patlamış mısır yiyerek geçirir ama ister ki çocuğu NBA'de oynasın.

İçten içe yaşanan bu eziklik de işte çocuklarıı olduğundan farklı değerlendirmeye yol açıyor bence.

Bu şuursuz haller, neyse ki algıları azıcık açık anne-babalar için çok uzun sürmüyor. Başka bebekleri de inceleyince sizinkinin de normal bir bebek olduğunu farketmek, eş-dostun ve doktorların küçük iltifatlarını pek de ciddiye almamak gerektiğini öğreniyor insan.

Sizinki de herkesin bebeği gibi sıradan ama bir o kadar eşsizdir. Size gelirken bazı fabrika ayarları yapılmıştır zaten, siz sadece kullanım ayarlarını yüklersiniz . Hepsi bu.

Algılarını kapatan anneler-daha kötüsü çocuklar- için durum facia bence. Çocukluğunu yaşayamadan müzik aktivitesinden kukla atölyesine; jimnastik dersinden satranç kursuna koşarken "mutluluk" detayının atlanması gibi bir tehlike var ki çok acı. Ailesi için övünç kaynağı olma çabasından "overdose" olmuş ve aşırı saldırganlaşmış, her tür faaliyeti reddetmiş çocukların öykülerini fazlaca duyuyorum son zamanlarda..

Gelelim postun pek kaygılı mesajına :)

Bırakın sizinki en erken okuma öğrenen çocuk olmasın.

Bırakın rakamları, renkleri, konuşmayı geç başarsın.

Aslolan gözlerdeki mutluluk, anne-çocuk arasındaki ilişkideki huzurdur.


edit: ben bu atasözünü "kuzguna yavrusu şahin görünürmüş" olarak bildiğimden böyle bir başlık attım. atasözünün birkaç versiyonu varmış meğersem

11 yorum:

Birben dedi ki...

Manken ne demiş o kısım uçmuş:)

Ben de bu atasözü hakkında bayağı araştırma yaptım:)Farklı söyleyişler mevcut.

Ayrıca, babası haksızlık ediyor Tuna her zaman çok tatlııı..

5 Şubat 2010 10:42
Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

bebeği daha 1-2 yalık falan. ablamızın cümlesi şu: Tobin çok özel bir bebek. Eminim her anne aynı şeyi söyler ama o en tatlı, en güzel ve en zeki bebek. Gerçekten...

5 Şubat 2010 10:44
Hilal dedi ki...

Dünyaya gelirken üstlerinde bir etiket olsa. Bebeğinizin fabrika ayarlarıyla oynamayınız:)

5 Şubat 2010 11:28
kuzunun annesi dedi ki...

Hakkaten Tunaya uzun sac pek bi yakıştı be :)
Bende Eloşun keltoş hallerine bakıp şimdi daha şeker diyorum . O zamansa benim için dünya güzeliydi:)))ne olursa olsun kuzgun görünüyor yavrular bize kesinlikle :))

5 Şubat 2010 12:32
Ozgur dedi ki...

Hülya'cım anne babalar da bayıyorlar bence. "Şimdiki çocuklar harika"da, ana baba ablada yetenek bulucaz diye kasıyorlar.Bayıyorlar, bi daha da yetenek lafı duymak istemiyorlar. Böylece olan yeteneği de kaçırıyorlar. Çok fena çok...

Tuna dünyalar bitanesi o ayrı:P

5 Şubat 2010 12:39
Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

hilal
keşke bir de kullanım kılavuzuyla gelseler bize de, sıfırdan çözcez diye uğraşmasak. on-off tuşu olsa arada kapatsak :)
hayat'ım
tuna'nın daha da kötü halleri var. çocuktan soğumayın diye koymadım :)
özgür
hani ist.da abimin eşi vardı ya yanımda(serap hani bildin?) o kukla atölyesinde hocalık yapıyor. kurstan ve aktiviteden, annesinin pohpohlamasından, gazından bıkmış birkaç çocuğu anlattı da evlere şenlik. çoğu aşırı bilmiş ama saldırganmış.ama anneler sürekli "bizim çocuk çok güzel kukla yapıyor di mi hocaanım" modunda :) anneler özellikle çok bayıyorlar

5 Şubat 2010 14:37
mummy dedi ki...

Ya haksızlık etme Tunişime,bence o halleri de çok tatlıydı be,gerçekten! Gerçi ben de Ece'nin o şaşı fotolarına bakıp epey geyik yapıyorum şu ara ama olsun bea her halleri güzel (kuzgunluğun sonu yok görüldüğü üzre)

Bence zamane annelerinin hepsi düşüyor o 'herşeyi bilen çocuk yetiştirme' tuzağına önce..Herkes hissediyor ve planlar yapıyor kafasında bebe daha 2-3 aylıkken..Biraz da araştırıp okuyosan aman şunu dinleteyim,şunu okuyayım,şunu öğreteyim,şöyle eğiteyim..Sonra çocuğun büyürken aslında senin de herşeyi yapabilmek için onun 'büyümesini kaçıracağın' gerçeği çıkıyor karşına..Bu gerçeği öğrendikten sonra kendini çok da salmadan dengeyi bulabiliyorsan ikinizin de ruh sağlığını koruyabiliyorsun..Aksi halde ya ilgisizlikten mutluluğu dışarıda başka şeylerde arayan çocuklar çıkıyor ortaya,ya da aşırı ilgiden ve yüksek beklentilerden boğulmuş saldırgan çocuklar..

O dengeyi bulabilen annelerden olabilmek dileğiyle..

Sevgiler..

5 Şubat 2010 15:00
Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

mummy
ağzına eline sağlık. yorumun bile post gibi olmuş yine. keşke seni de aramızda görsek..

5 Şubat 2010 15:56
Magissa dedi ki...

Tuna'ya cirkin diyenin agzi egrilir, gozu sasi kalir

5 Şubat 2010 16:51
Yasemin Aktuğ dedi ki...

hahaha fabrika ayarları ha. çok güldüm.

5 Şubat 2010 18:09
Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

Magissa
Anası dışında tabi :)
Yasemin
ben de yazarken güldüm valla

5 Şubat 2010 18:31