Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

8 Ocak 2010 Cuma

Benim Annem, Güzel Annem...

Herkesin annesi başkadır, benimki de öyle. Edebiyatçı, öğretmen, biraz sufi, biraz pratik, pek zeki, pek hamarattır benim annem. Önce annedir hep. Geçen seneye kadar aktif olarak çalışmış, dışarda çalışan kadın, evde kek kokan ev, önce çocuklar ipinin üzerinde dengede kalan bir zaman cambazı, beceri hokkabazıdır. Çocuk yapma kararı almakta çok zorlanmamın nedenlerinden biri çok çalışkan, kendini çok veren, çocuk seven annemin yaptıklarını yapamayacak olmaktan duyduğum endişedir.

Özetle ben annemle röportaj yaptım. Kendisi aynı zamanda yazar da olduğu için, uzun uzun yanıtladı sağ olsun. Siz onu Aysema Öğretmen olarak tanıyorsunuz.



Kaç yaşında anne oldunuz?

24 ve 32 yaşlarımda anne oldum.

Kaç çocuğunuz var?

İki kızım var.

Bebeğinizi kollarınıza aldığınız ilk an neler hissettiniz?

Bu duygu sözcüklerle anlatılamayacak kadar özel ve güzel ötesi bir duygu. Yaşayanlar bilir ancak. Adlandırmak gerekirse inanılmayacak kadar büyük bir mutluluk...

Lohusalık döneminiz nasıl geçmişti?

Lohusalık dönemim, şimdi geriye dönüp bakınca biraz güç geçtiğini farkediyorum. Ancak o zaman bunun ayırdına varamamıştım. Eşim askerden yeni gelmişti, işsizdi. Büyük kızım doğduktan üç gün sonra eşim bizi bırakıp işbaşı yapmak üzere başka şehire gitmek zorunda kaldı. Gerçi annemlerde kalıyordum. Bir dediğimiz iki edilmiyordu, ama eşimin yanımda olmaması bana zor gelmişti. Bebeğim kırk günlük olunca geldi ve birlikte yeni hayatımıza doğru yola çıktık. Anlayacağınız biz evliliğe üç kişi olarak başladık. Eşimin 16 aylık askerliğinin son yedi ayında evlenmiştik. Hamilelik dönemimin büyük çoğunluğunu asker yolu gözleyerek geçirdim. Kısa buluşmalar dışında bu böyle sürdü. On aylık evliyken de birinci çocuğum dünyaya merhaba dedi. Taşındık. Yeni bir şehir, yeni bir çevre, yeni bir ev, yeni bir yaşam başladı bizim için. Minicik kızımla konuşa konuşa, evimizi yerleştirdik, akşam eşimin işten dönüşünü sabırsızlıkla bekledik...

Annem ya da kardeşlerimden biri bizimle gelebilirdi, ama gelmediler. Gerekçeleri şuydu, kayınvalidemler vardı burada, onlar ilgilenirler, gelirsek ayıp olur! Bu bir hataydı. Kayınvalidemler ilgilenmedi, ilgilenseler bile annenin yerini tutmayacaktı, ama o koşullarda bunu bilemezdik. Yani biraz zor bir dönemdi. Mutluydum, yine de, hem de çok mutlu...( Anneannelere duyurulur...)

Lohusalık dönemi için önerileriniz nelerdir?

Lohusalık döneminde özellikle annelerin kızlarının yanında, yakınında olmasında sayısız yarar var. Güç bir dönem, bu dönemi anne-kız birlikte çok daha kolay aşabiliyorlar. Gelin-kaynana, çok iyi anlaşsa da, arada bir mesafe oluyor çoğu kez, bu da loğusayı yoruyor diye düşünüyorum.

Lohusalık dönemi yaşamımızın kısa bir dönemi ve geçici. Çok fazla da büyütmemek gerekir. Bebeğin getirdiği mutluluk her şeye değer değil mi? Özellikle ikinci çocukta daha az sorun yaşanıyor. Çünkü pek çok şey oturmuş oluyor, anne deneyimlidir, endişeler daha azdır, sevgi aynı sevgidir. Bu arada baba da büyümüştür, bilinçlenmiştir. Anneye çok daha fazla yardımcı olabilmektedir. Tek sorun iki çocuk arasındaki iletişimi dengeli olarak kurabilmektir. Sevgiyi, ilgiyi eşit üleştirmektir...

Anneliğiniz konusunda hiç pişmanlık yaşadınız mı?


Hayır, anneliğim konusunda hiç pişmanlık yaşamadım.

Çocuk yetiştirmenin en zor ve en keyifli yanları nelerdir?

Çocuk yetiştirmenin en zor yanı mı? Bebeklik dönemindeki uykusuzluklar sanırım zor anlardı. Şunu söylediğimi anımsıyorum: " Ah kendiliğimden uyanabilsem!"
Büyüdükleri yıllarda doğru iletişim kurabilmek... Hem onların ayrı bir kişilik olduğunu kabullenmek hem de anne-baba olarak doğru yönlendirebilmek zordu sanırım.
En keyifli yanı değil de yanları desek daha doğru olur sanırım. Saymakla bitecek gibi değil yani. Ama "Kalbe dolan o ilk bakış, unutulmaz unutulmaz..." desem olur mu?

Sizce çocuk hangi yaş döneminde anneyi daha çok zorlar?

Kesinlikle ergenlik dönemi... O dönemde çocuk hormonların etkisiyle çok zor bir dönem geçiriyor. Büyüme hızlanıyor, kollar bacaklar oransız uzuyor,hormonlar değişiyor. Çoğu kez ergen saçmalıyor, ana-babayı deli edecek davranışlar yapıyor, sözler söylüyor, istekler sıralıyor. Anne-babayı eleştiriyor. Hiçbir şeyi beğenmiyor.

Akıllı anne-baba bu dönemin özelliklerini çok iyi bilmek zorunda, yoksa çatışmalar kaçınılmaz oluyor. Bir de genç ergenin içine kapanması, duygularını paylaşmaması, odasına kapanması işin güç yanları. Ancak bu dönem de geçici, biraz sabır, çokça sevgiyle az hasarla geçirdiğimizi düşünmek istiyorum.

Sizin döneminizde anne olmakla şimdi anne olmanın farklılıkları nelerdir?

Biz bezleri elimizde yıkayıp kazanlarda kaynatırdık. Saatlerce duruladıktan sonra bir kez de duru suyla kaynatırdık. Su kesintileri sıkça olurdu, beşinci kata su çıkmazdı geldiği zamanlarda da... Genellikle uyku arasında gelen suyun sesine uyanırdım bezleri yıkamak için. Zaten öğrencilerimin sınav kağıtlarını da geceleri değerlendirdiğimden geç yatmış olurdum. Uykusuz yaşamayı öğrenmiştim o dönem. Birkaç saatlik uykuyla okula gitmek bugün bana da inanılmaz geliyor. Annelik olmazları olduruyor galiba. Hazır bezler bugün için büyük kolaylık. Eskiden pek çok şey eksikti, ama çevremizdekiler de bizim gibiydi. Bahçede, sokakta oynama şansları daha fazlaydı çocuklarımızın.

Bugün en zor olan, özellikle büyük kentlerde, çocukların evde, teknolojiyle büyütülmesi sanırım. Denetlenmesi, uzak tutulması çok güç. Kar-zarar hesabını, zaman sınırlamasını yapmak büyük çaba gerektirir. Televizyon, bilgisayar gibi...

Günümüz annelerine tavsiyelerinizi alabilir miyiz?

Günümüz annelerine ne diyebilirim:

Önce iyi bir anne, sonra iyi bir eş, daha sonra da mesleklerinde iyi olmaya çalışmalarını önerebilirim. Hiç kimse bir annenin yerini dolduramaz, çocuğunuzun tek annesi sizsiniz, onun size sizin ona gereksinmesi var. Eşinizle iyi iletişim çocuğunuzun mutlu bir ailede yetişmesini sağlayacağı için çok önemli. İşiniz sizin ruhsağlığınız için gerekli. Hepsi önemli, tercih yapmanız gerekirse diye yazıyorum. Yoksa normal koşullarda annenin çalışmasının gereğine inanıyorum. Evde olduğu halde çocuğuyla bilinçli zaman geçiremeyen pek çok anneye karşın, çalışan, ama çocuğuyla nitelikli zaman geçiren annelerin sayısı azımsanmayacak kadar çok. Çocuk sosyalleşmeye başladıkça arkadaş arayacaktır. Anne boşluğa düşmemek için çalışmayı gözardı etmemelidir.

Çok çocuk sahibi olmanın kolaylıkları ve zorlukları nelerdir?

Çok çocuk sahibi olmanın iyi yanı günümüz koşullarında yok gibi. Hiçbirine yeterince zaman ayıramama ise zor yanı.

Annelerin çalışması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Anneler çalışmalı. Çalışmak annenin kendine güven duymasını, sadece kendini değil, yaşadığı topluma katkı sağlamasının getirdiği mutluluk duygusunu yaşamasını, ekonomik özgürlük yaşamasını sağlayacağı için önemli. Sıkıntılar yaşanmıyor mu? Yaşanıyor, yaşanacak. Erkeklerin de iş yaşamında sıkıntıları var, onlar pes etmiyor, kadınlar neden pes etsin ki? Çocuğun sorumluluğunu anne-baba paylaşabilirse sıkıntılar azalır. Anneler babalara fırsat tanımalıdır. Onlar da çocukla gerçekten ilgilenmeyi öğrenirlerse bizler kadar mutlu olacaklardır. Yardımcı olmaktan sözetmiyorum. Her şeyi siz üstlenmeyin diyorum. Yapamıyorum deseler de 'yaparsın' diyerek yüreklendirmek gerekiyor. Unutmayın, pek çok şeyi siz de sonradan öğrendiniz. Hala da öğreniyorsunuz. Onlar da öğrenebilir. Kim uygunsa o ilgilenebilmelidir çocukla. Çocuğun anneye olduğu kadar babaya da gereksinimi vardır, unutmayın...

Anneliğe dair yaptığınız en doğru şey neydi?

Bağımsız birer kişilik olarak yetişmiş olmaları diye düşünüyorum. Anne-baba olarak birbirimizi sevmemiz, bunun da çocuklarımız tarafından bilinmesi; evimizde sevgi çemberi içinde büyümelerini büyük bir şanstı sanırım.

Kendi annenizin anneliğe dair yaptığı en doğru şey neydi?

Koşulsuz sevmesi, bunu söz ve eylem olarak göstermesi...

Kitapla çocuk yetiştirilir mi?

Kitapla çocuk yetiştirilir. Ben de çocuklarımı kitapla yetiştirdim. (Annenin Kitabı-İhsan Doğramacı(alıntı yapmış) ; Elele Dergisi yeni çıkıyordu o zamanlar )
Ancak seçilen kitap önemli. Bir de çok farklı kitap kafa karışıklığına neden olabilir. Ayrıca kitabın her dediği her çocuğa birebir uymaz, çocuğunuzun sesine de kulak vererek kitaptan yararlanabilirsiniz.

Blog annelerinin deneyimleri de çok önemli. Zaman zaman okuyorum, yaşadıklarını paylaşıyorlar.Erkeklerin ya da doktorların yazdığı kitaplardan çok daha fazla yararlı olacağına inanıyorum. Bence onların kitaplaştırılıp basılması genç annelere büyük kolaylık sağlayacaktır. (İlgililere duyurulur.)

İnsanın çocuğunun anne olması hakkındaki duygularınız?

İnsanın çocuğunun anne olması inanılmaz güzel, bir o kadar da zor bir şey... Hem çok mutlu oluyorsunuz, hem de ona kıyamıyorsunuz! Kendiniz anneyken kolayca yaptığınız şeyleri bile yapamayacağı, yorulacağı endişelerini yaşıyorsunuz. Bu konuda "Bebeğimin Bebeği Olacakmış" diye bir yazı da yazmıştım.

Anneanne olmak nasıl bir duygu?

Offff anneanne olmak mı? Dünyanın en güzel şeyi bu, herkesin özlediği... Şöyle desem mi? "Ben sende tutuklu kaldım, kendi hayatımdan çaldım..."
Annelikten de güzel geliyor şimdi bana! Her şeyin, herkesin önüne geçti. Gündüz düşüncemde, gece düşümde hep o var desem çocuklarıma, eşime haksızlık yapmış olmam değil mi?

İyi çocuk yetiştirmek için en dikkat edilmesi gereken konu nedir?

İyi çocuk yetiştirmek için her şeyden önce onları çok sevdiğimizi hissettirmeliyiz. Ne yaparlarsa yapsınlar bu sevginin azalmayacağını bilmeliler. Yanlış yaptıklarında üzüleceğimizi, kızacağımızı,ama onları sevmekten vazgeçmeyeceğimizin bilincinde olmalılar. Onların gerçek dostu olduğumuza güvenmelerini sağlamalıyız. Korkmadan yanlışlarını bile anlatmalarını istemeliyiz. İyiliklerini düşündüğümüz için yardımcı olacağımıza inanmalarını sağlamalıyız. Ödül ve ceza konusunda ölçülü olmak gerekir diye de düşünüyorum...

Söylemek istedikleriniz...

Bu olanağı bana verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Anne olduğum için de anneanne olduğum için de kendimi çok şanslı hissediyorum.

---Özgür Anne---

20 yorum:

olmadık işler peşinde dedi ki...

Ben de öğretmen çocuğuyum:) O nedenle ayrıca çok sevdim bu röportajı. Eline sağlık Özgür Anne, diline sağlık Aysema örtmenim:)

8 Ocak 2010 13:28
Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

aysema öğretmenin annen olduğunu yeni öğrendim. anneanne olmakla ilgili cevaplarında da 2 damla gözyaşı akıttım. 7 günlük anneanneli tatilimiz yeni bitti de

8 Ocak 2010 13:46
aysema dedi ki...

Sevgili Olmadık İşler Peşinde,

Çok teşekkür ederim. Annene sevgilerimi gönderiyorum buradan...

8 Ocak 2010 16:14
aysema dedi ki...

Sevgili Hülya'nın Tunası,

Yorum için teşekkürler... Kıyamam gözyaşlarınıza! Tuna'yı öpüyorum.

8 Ocak 2010 16:21
İlk dedi ki...

Aysema Ogretmen! Aslinda dusununce oncelikle yazim tarzinizin Ozgur Anne'ninkiyle ile ne kadar benzedigini anlamamak mumkun degil. Anneannelik ile, yeni annenin annesine olan ihtiyaci ile soyledikleriniz cok etkileyici. Hemen hayallere daldim, yillardir sadece senede bir kerecik gorebildigim annem gelecek yanima. Bebegimize birlikte bakacagiz bir sure :)))

8 Ocak 2010 16:55
aysema dedi ki...

Sevgili İlk,

Aslında burası genç annelerin sayfası. Benimle sadece bir röportaj yapıldı, o nedenle buradayım. Yanıt vermem doğru mu değil mi bilmiyorum. Ancak Özgür Anne şu anda çok meşgul, onu biliyorum.

Yorumunuz beni çok sevindirdi. Yazım tarzımızı benzetmeniz de öyle... Ancak bence Özgür Anne çok daha başarılı. Boynuz kulağı geçti çoktan. O kadar az zamanı var ki sizler gibi. Yazılarını o kadar kısa sürede yazıyor ki ben bile şaşırıyorum...

Annenizin gelebilmesine sevindim. Biliyor musunuz, bu sadece yeni anne için önemli değil, bizim gibi eski anneler için de çok önemli. Kızımızla yıllar harcayarak kurduğumuz ilişkilerden de fazlasını o dönemde sağlıyoruz. Anne-kızın birbirini en çok anladığı, en çok yakınlaştığı bir dönem o.

Bu fırsatı kaçırmamak gerekiyor. Yenilendiğimi, gençleştiğimi hissttim ben o zaman diliminde.

Sevgilerimle...

8 Ocak 2010 17:38
dağlar kızı dedi ki...

Ben de anneme (o da bir öğretmen) kendimi lohusalık dönemimden çok çok yakın hissettim. O da umarım sizin gibi hissetmiştir. Ne güzel:)

Özgür ellerine sağlık, pek güzel olmuş... Çok duygulandım.

8 Ocak 2010 18:26
aysema dedi ki...

Sevgili Dağlar Kızı,

Ben eminim, annen de aynı şekilde hissetmiştir.Sevgilerimle...

8 Ocak 2010 19:03
Ozgur dedi ki...

OIPciğim, annemin bloger olması dolayısıyla soruları yolladım, yazıp geri yolladı. Bütün krediler anneme:)

Öğretmen çocukları ayrı bir tür. İnsan yakınlık hissediveriyor hemen di mi...

8 Ocak 2010 22:08
Ozgur dedi ki...

Hülya ne zaman annem gitse bi kaç gün depresyona giriyoruz Ela ile. Alışmaya başladık. Zor... Keşke yakında olsalar...

8 Ocak 2010 22:08
Ozgur dedi ki...

Ilk, anne olunca anladım çok doğru bir sözmüş. Ne güzel...

8 Ocak 2010 22:09
Ozgur dedi ki...

Annecim mahçup ediyorsun beni bak arkadaşlarım var hehehehe:)

Gerçekten güzel olmuş yazı, ellerine sağlık:)

8 Ocak 2010 22:10
Ozgur dedi ki...

Teşekkürler dağlar kızı... :)

8 Ocak 2010 22:10
Girno dedi ki...

Elinize sağlık çok güzel olmuş,

söylemeden geçemedim, benim de annem babam öğretmen :o)

9 Ocak 2010 00:00
aysema dedi ki...

Sevgili Özgür Anne,
Beğenmene sevindim. Teşekkür ederim.

9 Ocak 2010 01:38
aysema dedi ki...

Sevgili Girno,
Çok teşekkür ederiz. Annene-babana selam olsun.
Sevgilerimle...

9 Ocak 2010 01:44
Mystic dedi ki...

Gözümden iki damla yaş geldi. Hani dediniz ya, şimdi daha da yakın olduk... çok güzel.
annem de bir zaman derdi ki: "kızım, bir bakmışsın annen olmuşsun". Ne kadar doğruymuş. Annemi ve babamı daha bir anlar oldum.
Gönlünüze sağlık.
Ansı Rona

9 Ocak 2010 02:22
aysema dedi ki...

Sevgili Ansı,
Seninle burada karşılaşmak beni nasıl mutlu etti anlatamam.

Düğünün aklıma geldi, çok güzeldi. Hem sizleri hayranlıkla izledim, hem de yakında Özgür Anne'nin düğünü gündemde olduğu için, o dönem, daha bir dikkat ettim her şeye...

Annenlerle bitişik komşuyuz, ama görüşemiyoruz. Bloguna gidip okudum yazılarını. Güle güle büyüsün yavrularınız.

Şu blog dünyası ne çok güzellikler yaratıyor değil mi? Annene buradan mı selam söylesem, kapısını mı çalsam bilemedim!

Sevgilerimle...

9 Ocak 2010 11:31
Mystic dedi ki...

Başım üstüne! derim :) Kapıyı tıklattığınızda nasıl da mutlu olur.
Anneanneler, kuzularının yollarındayken artık minik torunlarının yollarına düşüyorlar. Annem bir yerinde dursa, pek güzel olur da.. yine geliyor istanbula mesela. torununun diş buğdayını yapmak üzere :)
Ela'nın ilk yaşını kutluyorum, buradan da!
Sevgiler, saygılar...

14 Ocak 2010 03:19
Ozgur dedi ki...

Mystic,

Bizim de aynı şekilde. Annem yine burada.
sevgiler küçüğüme. Öperim.

2 Şubat 2010 17:03