Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

21 Aralık 2009 Pazartesi

Mazide kalan: ben








Son zamanlarda sık sık düşünür oldum: çok anne oldum ben, öyle ki kendimi unuttum. Anne olmadan önce kendi kendime verdiğim sözlerden biriydi oysa ki kendimi unutmamak. Beni ben yapan şeyleri önemsemeye devam etmek. Söz vermesi kolay, tutması zormuş. Özlem anne olmuş, kendini unutmuş.
Mutluyum. Bu soruyu kendime sormayacak kadar da meşgulüm aslında.
Bir değil tam iki melek büyütüyorum. Bir gülücükleriyle dünyamın değiştiğine şahit oluyorum an be an. Önemini yitiriyor dolaptaki artık içine sığamadığım 36 beden elbiselerim, uzun topuklu ayakkabılarım, rafa kaldırdığım makyaj malzemelerim. Sabahları bugün ne giyeceğim diye düşündüğüm günlerin yerini alelacele toplanmış saçlar, elastik bir kot pantolonun üzerine giyilen siyah kazaklar almış. Çok sevdiğim uyku kızıma hamile kaldığım günden itibaren vedalaşmış benimle, yerini her an bölünmeye hazır kuş uykusuna bırakmış. Elimden düşürmeden bir solukta bitirdiğim romanların yerine çocuk bakım kitapları okur olmuşum. Çiçek sulamaya bile üşenirken domestik bir çiçek yetiştiricisi olmuşum. Light ürünlerden vazgeçmezken her hafta kurabiye pişirir olmuşum.
Ben beni unutmuş muyum bu zamansızlıkta?
Ya da başka biri mi olmuşum?
Dönüşmüşüm galiba. Annelik beni yoğurmuş, mazide kalan parçalarımın gerekenini saklamış, gerekmeyenini rüzgarla savurmuş. Duygusal ama pragmatik, dışa dönük ama koruyucu bir anne-kadın olmuşum.
Mazide kalan ben değilim aslında. Zamanını tamamlamış dış kabuğum.
Yusufçukları bilir misiniz? Önce suda yaşarlar, günün birinde başka bir hayatın zamanın geldiğine karar verir ve çıkarlar sudan. Günlerce hazırlanır, dış kabuklarını kurutur ve uçmaya başlarlar.

Başka bir hayata kanat açtım ben. Pırıl pırıl, rengarenk ve yeni bir hayat var önümde.
Fotoğraflar:
Üstte: penceremin önündeki sümbül
Altta: Avusturya'da kabuğundan çıkmasını heyecanla izlediğim yusufçuk



---Özlem---

6 yorum:

Hilal dedi ki...

"Mazide kalan ben değilim aslında. Zamanını tamamlamış dış kabuğum" Ne güzel anlatıyor anneliği. Anne olmamızla beraber kaybettiğimizi sandığımız şeylerin hangisi gerçek biz ki?

21 Aralık 2009 13:42
Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

özlem
her zamanki gibi çok naif bir dille anlatmışsın. eline sağlık. ben biraz bu annelik serüveninin tırtılın kelebeğe dönüşmesine benzettim sen yusufçuk'u anlatınca. bebeğini emziren bir anne, çok pasaklı ve bakımsız da olsa çok güzeldir mesela.

21 Aralık 2009 14:15
beste dedi ki...

cok hos bir yazi olmus donusumu cok iyi anlatiyor eline saglik

21 Aralık 2009 16:52
ela selin dedi ki...

Evet Hilal, su akiyor hicbir sey ayni kalmiyor. Önemli sandigimiz seylerin bir kabuk oldugunu farkediyoruz zaman gectikce.

22 Aralık 2009 09:05
ela selin dedi ki...

Hülyacigim kendimi daha güzel hissettigim günler ender aslinda.)) Ama emziren kadinin cok güzel göründügüne katiliyorum. Senin bir resmin vardi hatirliyorum, yatagin üstünde Tunayi emzirirken. Bayilmistim o resime...

22 Aralık 2009 09:14
ela selin dedi ki...

Beste hosgeldin blogumuza ve tesekkürler güzel yorumun icin..

22 Aralık 2009 09:15