Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

11 Ekim 2010 Pazartesi

Sahibi değişen saatler


Bir masa vardı salonda, güya yemek masası.
Evde yayılacak başka yer olmayınca orayı atölye seçmiştim kendime ben.
Boyalarımı, fırçalarımı ve bir sürgünü beşe ayırarak çoğaltmaya çalıştığım mum çiçeklerimi masaya yaymıştım.
İşten döndüğümde mutfak masasında yerdik yemeği.
Sonrasında saatler atölyeye aitti.


İşte anne olduktan sonra en çok o saatleri özledim.
Aslında o saatler benim stresli işimden zihnen uzaklaşmamı ve ruhumu arındırmamı sağlıyordu.
Terapi seansı gibiydi.
Renklerin iyileştirici gücü vardır.
Bunu hissederdim açıkça.
Sonra bir serginin hayaliyle devam ederdi gece, rüyalarda.


Yine de bugün oğlumu büyütürken aldığım haz ve yaşadığım zihni meditasyon haline ulaşamıyor o atölye saatleri.
Özledim ama eskisi gibi saatlerce resim yapamam şimdi, özlerim, içim daima bebeğime kayar. Aklıma gülüşü düşer.
Bir kitapta okumuştum, "Neden büyük kadın şair, ressam, yazar sayısı azdır?" diye sormuştu OSHO. Cevaplamıştı sonra da: Kadınlar anne olup insan yetiştirerek üretim konusunda tatmin oluyorlar ve kendilerini kanıtlıyorlar. Erkekler kendilerini insan yetiştirme konusunda kanıtlayamadıkları noktada başka sahalarda mükemmelleşme yolları arıyorlar.
Ola da bilir... Olmaya da bilir...
Okuduğumda mantıklı gelmişti.

Daha başka neleri özlüyorum?
Sevgilimle baş başa, şehri keşfederek, el ele sokaklarda kaybolarak geçirilen bütün bir haftayı mesela. Bunu yaşayamayacağımız kadar küçük henüz oğlum. Bir gün yalnız olsak bile ertesi gün bize yapışır kalır.
İlla ki pusetle çıkılır bir sonraki gün. "Cevdet acıktı, uykusu geldi"ye göre programların rota ve eğlence.
Olsun!
Onun da tadı başka, gerçekten!

Kadrajda hep onun oyuncakları, oyunları, halleri...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Ne kadar güzel resimleriniz var. Umarım resim yapmaya devam edersiniz. Kaleminize sağlık.
Rüya

13 Ekim 2010 16:01
sirâr dedi ki...

Kisdcim Osho'nun yaklaşımı ilginç geldi. Ben de blogda içsel yürüyüş diye bir yazı yazmıştım ama üstünkörü olmuştu biraz. Sylvia Plath'i intihara sürükleyen şeyi, kadınların şiirde, sanatta, bilimde en iyi olabilme ihtimalleri üzerine vs çok düşünüyorum aslında. Keşke biraz daha açsaydın güçlü kaleminle, kalbinle. Sen gerçekten ne düşünüyosun? Ufkumu açtın her zamanki gibi. Resimler güzel, Cevcev de, sen de. Sevgiler.

14 Ekim 2010 13:09