Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

14 Eylül 2010 Salı

Rahat(sız) Anne!

Kızımı kucağıma ilk verdikleri andan itibaren o hep benimdi, nedendir bilmiyorum o hiç bizim olmadı benim gözümde, oysa çoğu zaman babası daha çok ilgilenebildi, o da benim gibi uykusuz geceler geçirdi ama kızımdan bahsederken hep benim kızım diyerekten bitti cümlelerim. Kalça bükme eğrisini taktiği ilk günü hatırlıyorum, doktoru " bu aleti takınca ilerde sorunu kalmayacak, biliyorum zor görünüyor ama bir süre katlanabilmelisiniz" dediğinde ve eşim onayladığında nasıl da canavar görünmüştü, oysa bende istemez miydim kızımın iyiligini, ama anne yüreğim kaldıramadı, o gece kucağımda uyuttum, yatakta yatamadığı için...

İlk tatilimiz.

Yanımızda annem, babam, kardeşim var. Annem zaten oldum olası sevmedi denizi, babam biraz rahatsız, güneş, sıcak iyi gelmiyor. Onlar odada kalmayı uygun görüyorlar, serinlikte torunlarını arabada gezdirmek suretiyle. Güneşlenemiyorum, kumlar sanki bana batıyor, eve geri mi dönsek? Annemle uyuyabilir mi? Yemeğini bende sorunlu yiyor zaten, acaba nasıl yedi? diye sevgiliminde basının etini yiyorum, oysa biliyorum hem de çok iyi, kızım annemde sorunsuz yiyor, uyuyor, oynuyor, hatta tatilin başlarından beri hafif kıskanıyorum bile aralarındaki samimiyeti.

Bu sene ev taşırken annem geliyor yine, ama bu sefer kıskanmıyorum her nedense, belki de kızımın artık annesi olduğumu biliyor oluşundan. Anneme bırakıp halledilecek işlerle uğraşabiliyorum, aklımda bin bir soru yok nedense.

Kızımı,  görümcemin bizde olduğu bir gece ilk defa "başka birine" (oysa halası değil mi? onun kanı canı değil mi?) bırakıp sevgiliyle birşeyler içmeye gidiyoruz. Aklım yine evde, ağlayarak uyanır ve yanına gelenin ben olmadığımı görürse daha çok ağlar diyerekten en kısa zamanda yine eve dönüş.

Ama en zor sınavımı bu aralar veriyorum ben. Yirmi iki aylık kızım kreşe başladı. İlk bir ay beraber gidilecek, her gün biraz daha fazla sınıfın dışında kalacağım, her seferinde vedalaşarak çıkıyorum odadan, kimi zaman mızmızlanıyor, kimi zaman el sallıyor, gidişimi umursamıyor. Ama ben her seferinde aynı yerdeyim, kapının önünde, minik camdan kızımın beni görmesini engelleyerek onu gizli gizli izliyorum. Eğitmenlerinin " gidip bir kahve için" önerilerini henüz yerine getiremedim. Biliyorum o benden daha çabuk alışacak her şeye, yeni arkadaşlara, yeni eğitmenlere. Beni teselli eden kim olacak diyorum.

Sonra soruyorum neden böyle oldum ben? Kimseye güvenmeyen bir anne. Çocuğunu annesinden başkasına gönül rahatlığıyla bırakamayan, her şeyi, herkesi zaman zaman tehlikeli bulan bir anne. Eşimin " abartıyorsun yine Esin" demeleriyle kendime geliyorum bazen. Daha küçücük diyorum, kendini savunmayı bilmiyor, ben ona paylaşmayı öğrettim şimdiye kadar, sırayla oynamamız gerektiğini, vurmayı değil, öpmeyi. Oysa şu iki hafta içinde kreşte kafasında bir şişlik, ve bu şişliği yapan çocuktan korktuğundan bir türlü eğitmeninin kucağından inmeyen bir Helin var yanımda. Kendini savunmayı öğrenecek belki böyle böyle ama canı da yanıyor insanlara güveni de azalıyor, herkese el sallayıp öpücük atan kızım iki haftadır kendine gülümseyen insanları görünce kafasını saklıyor.

Sürekli yanımda tutmak değil tabi ki isteğim, ama her şey daha küçük oluşundan kaynaklı diyorum ben. Her geçen gün daha çok kendi başına bir şeyler yapmayı öğreniyor. Onu evin içinde veya yanımda koruyan ben, dışarda eli kolu bağlanmış oluyorum. İlerde her zorlukta annesinin eteklerine saklanan bir çocuk olmaması için, güçlü olamayı öğrenebilmesi için...

Rahat bir anne olmadım, olamıyorum bir türlü. Çocuğunu annesine bırakıp tatile giden arkadaşlarımız oldu, daha dört aylık bebek diye eleştirirken ben, onlar beni korumacı anne olarak gördü. Haklılar da belki ama diğer türlü nasıl olunur bilmiyorum ben. Öğrenilir mi onunla ilgili bir fikrimde yok.

Olmasa da olur diyorum, annem benim için hala zaman zaman endişelenirken kendimde rahat anne olabilecek gücü bulamıyorum.

3 yorum:

Nihal Maya dedi ki...

ama beni yazmışsınız...
sorduğun son soruların hesaplaşmaların çözümlerini nerden bulacağız ki? biride bu konuda yardım etsin lütfen... zaman mı? hiç sanmıyorum değişeceğimi...
çok güzel ama çok zor...
daha yeni düşündüm ben bayramda şeker toplamaya yollarmıyım çocuğumu? ama bana geldiler kapıya hemde benimkinden bile küçükler...ama ya yanlış kapıyı çalarsa yada tutturursa önümüzdeki bayram bende gitcem el öpmeye diye???ne yapılır ki???
biliyorum benim çocuğum olmak zor ama benim anneliğim ondan daha zor...
çok güzel yazmışsın tatlım...teşekkürler paylaşım için...

14 Eylül 2010 13:09
MELEK KOKUSU dedi ki...

Nihal Maya sorularin cözümleri yine bizde sakli diyorum ben. Biraz zaman, birazda tecrübe belki. "benim çocuğum olmak zor ama benim anneliğim ondan daha zor" demissin ya cokta güzel demissin.

15 Eylül 2010 00:01
birdamlacıkyağmur dedi ki...

Blender çalıştırmadan önce sesini taklit ediyorum (vuuuu) korkmasın diye ya da elektrik süpürgesini,
korkacağını düşündüğüm bir surat çıkınca karşısına aralarına giriyorum hemen.
Korumak benim diğer adım.
Büyüdükçe daha çok konuda korumak gerekecek ve işin kötüsü;
ben de bilemiyorum nasıl olunur başka türlü
Duygularıma tercüman olmuşsun Esin
eline sağlık.

16 Eylül 2010 00:24