Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

3 Ağustos 2010 Salı

İkiz Doğum Hikayemiz

Aslında bu yazıya nasıl başlayacağımı bir türlü bulamadım çünkü bir hafta önce kendi blogumda hamileliğimin son 3 ayını ve doğum hikayemizi anlatmıştım zaten. Burada farklı ne anlatabilirim diye düşünüp duruyorum saatlerdir.  Benim doğum hikayemin Annelerin Dünyası’ndaki diğer hikayelerden ayıran en önemli farkı ikiz bebeklerim olması herhalde. Her hamilelik bir mucize elbette ama ikiz hamilelik, hele birinin kız birinin erkek olduğunu öğrenmek apayrı bir mucize oluyor gerçekten.  Bunun için kendimi çok şanslı hissediyorum.
 Normal bir hamilelikte yaşanan taşıma sorunları ikiz hamilelikte iki hatta belki üç katı fazla oluyor. Mesela ben 6 aylık hamileyken ikiz olduğunu bilmeyen herkes beni doğurmak üzere zannediyordu. Üstelik ben ikiz doğumların çoğunda olduğü gibi erken doğum yapmadım sayıyorum kendimi çünkü doğumum 38. haftada gerçekleşti ve her iki bebeğim de 3’er kiloydu yani tamamen normal iki bebekti.

İkiz bebeklerin anne karnındaki görüntüsü
Hamileliğim boyunca hep doğumu düşündüm her anne adayı gibi. En çok canımı sıkan normal doğum yapamayacak olmamdı. İkiz söz konusu olduğunda doktorlar risk almayı terih etmiyorlar çünkü ikinci bebeğin oksijensiz kalma ihtimali oluyor. Bir de zaten zor bir hamilelik geçirmiş olan annenin sağlığı da tehlikeye giriyor. Benim sezaryen olmamdaki bir sebep de bebeklerden birinin üstte birinin altta duruyor olmasıydı, artık kendi kendilerine dönüp doğuma hazırlanmalarına imkan yoktu maalesef. Sezaryen doğum fikri özellikle de epidural benim korkulu rüyamdı 9 ay boyunca. Hayatımda hiç ameliyat geçirmemiş, hastaneye ise sadece hasta ziyareti için gitmiş bir insandım, paniklemem doğaldı. Benim için büyük bir bilinmezdi herşey. Kendimi iyi hissetmemi sağlayan tek şey doktoruma çok güveniyor olmamdı. Bu gerçekten çok önemli bir nokta bence.

Ameliyathane’ye indikten sonra ilk önce epidural uygulanıyor, çok fazla bir şey hissetmiyor insan, sadece bacakta hafif bir elektrik çarpması gibi bir titreme oluyor. Anladığım kadarıyla bazı anne adayları epidurali vücudun uyuşması zannediyor ama hayır, bu sadece kuvvetli bir ağrı kesici ve hiç bir acı hissedilmiyor. Uyuşmadığınız için de size dokunuluğunu hissediyorsunuz. İtiraf edeyim bu çok sevimli bir his değil ama kötü de diyemem. Bana göre her saniyesi çok heyecan vericiydi.

Başucumda beni rahatlatan hemşireler eşliğinde doğum süreci başladı. Aradan çok geçmeden ilk bebeğim doktorumun ellerindeydi ve tatlı bir müzik duyuldu doğumhanede. Ben oğlumu görmek için olduğum yerden kafamı kaldırmaya çalışıyordum ama ne mümkün. Hemen ardından kızımın çığlıkları duyuldu. Aklımdaki tek düşünce “sağlıklılar mı?”, “elleri ayakları düzgün mü?”, “rahat nefes alabiliyorlar mı?” gibi sorulardı.

İşte benim ikiz mucizelerim
Bebeklerimin iyi olduğu bana söylendikten sonra gözlerimden akan yaşlarla onları birer kez öpüp koklattılar bana ve alıp götürdüler. Yarım saat sürdü beni odaya çıkartmaları ama bana asırlar gibi geldi.

Bebeklerimi odaya çıktıktan yarım saat sonra hemşirelerin yardımıyla emzirdim. Harika, tarif edilmez bir duyguydu. Aradan saatler geçti ve ilk kez ayağa kalkmam gerektiğinde dikişler yüzünden zorlandım. Ama sonra gece boyunca bebeklerim ağladıkça kalktım, kendim aldım onları kucağıma ve o acemilikle emzirdim, geri yatırdım. Hastanede 1 gece kaldık. Eve geldikten sonra beni sadece 2 gün yatakta tutabildiler. Yatmaktan ve fazla uykudan nefret ettiğim için lohusalık denen nazlanma sürecini (ben böyle diyorum) ben hiç yaşamadım.

Sonuç olarak aslında hiç de korktuğum gibi olmadı sezaryen doğum, gerekliydi ve bebeklerim için en doğrusuydu. İçimde kalan tek şey normal doğumda çekilen sancıları ve normal doğurmanın nasıl bir his olduğunu bilememek olacak hep.  Önemli olan tek şey ise şu anda ikiz mucizelerimin sağlıklı, bir ay sonra 1 yaşında olacak iki güzel bebek olması.

Tüm anneler için kolay, sağlıklı doğum(lar) dilerim.