Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

12 Şubat 2010 Cuma

Deniz'in denizi keşfi...


Bu fotoğraf bundan yaklaşık bir buçuk sene önce, Miami’de sahilde çekildi…

Nedense çok şey anlatıyor bu resim bana. Belki de ben çok anlam yüklüyorum, bilmem…


Deniz’le ikimiz, öğle uykusundan uyandıktan sonra plaja gitmiştik. Deniz, bilinçlendikten sonra ilk kez kumla, denizle tanışıyordu. Onun için büyük keşif olmuştu bu kumsal ziyareti. Bense onun bu keşfini inanılmaz keyifle izledim.


Kış günü (Şubat) olduğu için güneş erken batıyordu. Günün ev sevdiğim saatleridir günbatımına yakın saatler. Işığın en güzel olduğu, sanki tüm objelerin renginin hakkının verildiği saatler…


Deniz, ilk etapta anlamlandıramadığı, hatta sinirlendiği, minik ayaklarına yapışan kum taneciklerini aslında şekillendirebildiğini, kuruyken farklı, ıslanınca farklı olan bir nevi oyuncak olabileceğini anlayınca eğlenceli bir şey olduğuna karar verdi. Gerek görüntüsünden, gerekse sesinden ilk başta çekindiği ve üzerine geldikçe geri geri kaçtığı dalgaların küçük ayaklarına sıcak sıcak vurması hoşuna gitmeye başlayınca bu sefer o onları kovalamaya başladı. En sonunda küçük elleriyle aldığı kum tanelerini sıcak dalgalarla buluşturmaya karar verdi. En az yarım saat sürdü Deniz’in denizi keşfi… Bense sessizce seyrettim, büyük keyif alarak…


Deniz’in minik ayak izleri, büyüklüğü karşısında kendi küçüklüğünün farkında vardığı okyanusa karşı temkinli ama meraklı bakışı, günbatımının güzel ışığı bu fotoğrafta görülenler. Görülmeyenler ise, minik oğlum bir yandan kendi başına kendinden büyük bir şeyi keşfederken, bir yandan yan gözle bana bakışı, benim orada oluşumu onaylayışı, varlığımın ona nasıl güven verdiği…


“Keşke hayattaki her kendinden büyük, onu zorlayacak şeyle karşılaşmasında yanında olabilsem”
hissi çağrıştırıyor bu resim bende… Biliyorum ileride birçok şeyi tek başına sırtlamak zorunda kalacak. Hayat ona neler gösterecek, kim bilir… Ama ben, oğlum istedikçe, gücüm el verdikçe onun yanında, arkasında, onu sessizce izliyor olacağım. Ta ki o “Anne, ben bunu tek başıma başarmalıyım” diyene kadar…

2 yorum:

Nilufer dedi ki...

Cok guzel bir hikaye :) Ozellikle de kenarda oturup sessizce izleyebilmene bayildim. Ben kendi kendime soyleyip duruyorum; bebis olunca her seyde ona yardimci olmaya calismak yoookkk! Kendi basina bazi seyleri yapmasi icin elinden geleni yap, cok asiri koruyucu anne olma! diye. Umarim basaririm :)

12 Şubat 2010 19:45
Anonim dedi ki...

Insallah sevgili kizim.. Bende zevkle izliyorum babasini, Oglunu gorunce nasil sevgi ile kucakladigini. Icim eriyor.. Gozlerim doluyor..
Allah sizede o gunleri gostersin... NUNU

12 Şubat 2010 21:46