Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

6 Ocak 2010 Çarşamba

Bir umut hikâyesi




Hayatta kaç kişi böyle bir sınava dâhil olur ki; en umutlu, en mutlu, en sevgi dolu anın da!
Hayaller bir anda nasılda karamsarlığa ve bilinmezliğe bırakır kendini, her şey 8 ay boyunca sözde yolunda giderken bir anda değişen ne idi, bunu anlamak, kabullenmek, neden bu kadar zordu ki…


Benim misafirim teyzem; hayatında büyük bir sınavdan geçmiş ilk doğumunda dawnsendromu ile tanışıp uzun bir mücadele sonunda evladını löseminin pençesinden kurtaramamış, ama yinede umudunu kaybetmeyip yeniden canlanıp hayatına ikinci evladı kızı gökçe ile tutunmuş bir anne.
Şimdi yaşadıklarını onun anlatımı ile okuyalım;


1)Kaç yaşında anne oldunuz?
27 yaşında tanıştım o mükemmel duygu ile.

2)Kaç çocuğunuz var?
2 evladım var oğlum Umut (vefat etti) ve kızım Gökçe .

3)Bebeğinizi kollarınıza aldığınız ilk an neler hissettiniz?
Bu benim için çok farklı bir duygu idi; Dokuz ay boyunca heyecanla beklediğim bebeğimin Down Sendromlu olduğunu öğrendim. Yaşadığınım hayal kırıklığı nedeni ile yeni doğmuş bebeğime karşı sevgimi yeterince gösteremedim. Çünkü beklediğinizden, düşündüğünüzden daha da önemlisi istediğinizden farklı bir çocukla karşı karşıyasınız. Ne yapacağınızı, nasıl davranacağınız bilmiyor ve kendinizi yapayalnız hissediyorsunuz...
Oysaki ikinci doğumumda her şey çok daha farklı ve güzeldi. Onu doyasıya kokladım, içime çektim, her yerini inceledim. Aslında çok mutlu idim ama bir oka darda hüzünlü ve buruk.
Umut’ta yaşadığım korku ve endişelerim Gökçe’nin doğumun da kalmamıştı.
Oğlumun doğumu bana çok özel bir annelik verdi, sevgi ve sabrın şükretmenin önemini anladım.
.


4)Lohusalık döneminiz nasıl geçmişti?
İki doğumumda da hiçbir şey anlamadım. Aslında insan yatıp bebeği ile keyifle vakit geçirmeli bu dönemde kendini şımartmalı. Böylesi özel bir anın doyasıya tadına varmalı.
Oğlumun doğumunda hep ameliyatlarla geçti benim için lohusalık dönemi, mide bağırsak ameliyatı, ardından kalp ameliyatı vs.
Gökçe’de ise her şey yolunda idi ama benim beynim ve kavlim durmuyordu oğlumdan kalan korkularımla, hep kendime zehir ettim o özel günlerimi.
Aman kutsumu, kabız mı, emmedi, aç mı derken o hengâmede anlamadan geçti günler.

5)Lohusalık dönemi için önerileriniz nelerdir?
Böyle özel ve güzel günlerin tadını çıkarabilmeli insan. Etrafında onca insan varken yatıp dinlenmeli, beslenmeli o minik yavrusu için ruhunu ve bedenini dinlendirmeli. Kesinlikle mutlu olmalı. Hassas olunan bu dönemde ailelerde annelere destek olmalı, onları anlayışla karşılaya bilmeli.

6)Anneliğiniz konusunda hiç pişmanlık yaşadınız mı?
Aslında oğlum dünyaya geldiği ilk günlerde içimde böyle bir pişmanlık, öfke, nefreti taşıdım. Neden ben, neden biz dedim hep nerde ve nasıl bir hata yapmıştım ki bu benim başıma gelmişti. Onun benim evladım olduğunu kabullenmem zaman aldı. Bakımı zor bir bebekti ama o benim bebeğim di. Hislerim zamanla düzeldi.Onu en iyi şekilde büyütüp 3 yıl çok güzel günler geçirdik kendimi hep özel hissettim. Umut benim için çok özeldi onun raporunu aldığımız gün eşim ve ben sarılıp ağlamıştık çünkü bizim bebeğimiz farklı bir bebekti. Evladıma sımsıkı sarılıp onu topluma kazandırabilmek için elimden geleni yaptım.. Ama maalesef kan kanserine yenik düşen oğlumu kollarımda kaybettim .

7)Çocuk yetiştirmenin en zor ve en keyifli yanları nelerdir?
Toplumda özürlü çocuk sahibi olmak zor çünkü insanlarımız hiçbir bilgiye sahip değil. Seni anlamaya, yardımcı olmaya hiç çalışmıyorlar, Sosyal ve ekonomik şartlarda ortada maalesef.
Umut gibi bir bebeği büyütmek zordu gerçekten, sürekli ameliyat oluyordu doğduğu andan itibaren, beslenmesi, temizliği, her şeyi ile zor kısacası. Kızım ile kıyasladığımda ben zoru başarabilmişim diyorum. Çocukların hasta oldukları, yürümeye başladıkları, diş çıkarttıkları dönemler zor ama bir oka dar da keyiflidir.
Anne olmak bize verilmiş en büyük güç ve bir evlat büyütmenin her anı keyifli ve güzel elbette bir o kadar da özel değil midir?

8)Sizce çocuk hangi yaş döneminde anneyi daha çok zorlar?
Bence bir evlat var olduğu sürece yetiştiği her dönemde çeşitli nedenlerden anneyi zorlar. Her an büyümek ve öğrenmekle yükümlüdür nede olsa. Bebeklikten çocukluğa, çocukluktan ergenliğe derken eğitim, evlilik ve anne baba olmak bunun bir sonu yok evlat sahibi olduğumuz an bitmek bilmeyen bir sevgi, sabır ve anlayış kaplar içimizi.

9)Sizin döneminizle anne olmakla şimdi anne olmanın farklılıkları nelerdir?

Doğrusu benim ve kendi annemin dönemi ile büyük bir farklılık var. Benim annem 12 doğum yapmış bir kadın ben 2 doğum yapmış bir kadınım. Biz bu dönemle rahatlıkların annesiyiz oysa bizim annelerimiz; sobalı evler, aile büyükleri, peş peşe doğrulan çocuklar ile boğuşurken bizler bugün teknolojinin nimetlerinden fazlası ile faydalanıp en iyi şekilde doğumlar yapıp evlat büyütüyoruz dilediğimiz gibi.



10)Annelere tavsiyeleriniz nelerdir?
Her ne olursa olsun pes etmeyin asla.
Doyasıya sevin evlatlarınızı.
Her anın ne kadar zor olursa olsun tadını çıkarın çünkü bugün varsak yarın yokuz.
Ayakta kalabilmeyi öğretin çocuklarınıza yılmadan.
Gün gelir asla benim başıma gelmez dediğiniz şey bir bakarsınız ki sizinle.
Okuyun bol evlatlarınıza, anlatın, paylaşın konuşun.Yaşadığınız her anın tadını çıkarın sevgiyle kalın...

---Hülya Kayalı---

4 yorum:

dağlar kızı dedi ki...

Ne kadar güçlü bir anne. Çok güzel bir yazı olmuş gerçekten... Çok duygulandım okurken...

6 Ocak 2010 21:35
Müge kızın annesi dedi ki...

bu sadece ufak ayrıntılar gerçekten güçlü ve yaşadıkları il gine teşekkür cnm

6 Ocak 2010 22:41
Deniz dedi ki...

çok özel bir anne... İnsan ne diyeceğini bilemiyor... susuyorum....

7 Ocak 2010 10:09
Yasemin Aktuğ dedi ki...

çok duygulandım Hülya. başka ne diyeceğimi bilemiyorum

7 Ocak 2010 23:49