Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

5 Ocak 2010 Salı

Annemle, Anne Olduktan Sonra

Merhaba,
Sevgili Birben, bu haftanın konusunu açıkladığında ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Benim için tek bir kişi vardı bu yazının konusu olacak: Annem. Annemle, anne olduktan sonra annelik hakkında konuşmak son derece farklı bir deneyimdi... Ne yalan söyleyeyim biraz hile yaptım. Bu konuşmayı röportaj şeklinde yapıp o büyüleyici havayı bozmak istemedim. Biz, anne-kız ve iki anne olarak uzun bir sohbet yaptık. İşte onun ağzından anneliğinin öyküsü:

İlk kez hamile kaldığımda 19 yaşındaydım. Nasıl büyük bir mutluluktu... Bazı şeyler, anlatılamaz. İşte bu da onlardan biriydi. Ama ne yazık ki kısa sürdü sevincim. Düşük yapıp bebeğimi kaybettim. Şimdi, bunca deneyimin ışığında baktığımda hayırlısı buymuş diyorum ama o zamanlar, 19 yaşın deneyimsizliğiyle çektiğim acıyı anlatamam. Hep kendimi suçladım. Oysa hiçbir suçum yoktu tabii ki.
Aradan iki yıl geçti. İki uzun ve üzgün yıl. İlk kızımı kucağıma aldığımda 21 yaşındaydım. Saatler süren sancıların sonunda dünya güzeli bir kızı yatırdılar göğsüme. Eğer dünyada cennete yakın olduğunuz bir an varsa, işte bu olmalı. İnsan inanamıyor böyle bir mucizeye. Aynı anda hem gülmek, hem ağlamak geliyor içinden. İlk yaptığım hemen kontrol etmek oldu orasını burasını. Ve yüzüne, ellerine, ayaklarına bakarken bir kez daha şaşırdım nasıl bir mucizedir bu diye. Sarılıp ağladım, teşekkür ettim. Bence o an, bir kadının gerçekten kadın olduğu an. Sonra iki bebeğim daha oldu ve her ikisinde de aynı duyguları bir kez daha yaşadım.
Kimselere bırakmak istemediğim için bebeklerimin bakımını ben üstlendim. Ama şimdi diyorum ki keşke süslenip püslenip, başıma kırmızı kurdelemi takıp yatsaydım, lohusalığın tadını çıkarsaydım. Bu hayatta her fırsatın tadını çıkarmak gerek. Kaybettiğiniz fırsatlar bir daha asla ele geçmiyor. Ama insanın gözü görmüyor işte başka hiç birşeyi. O meleğin her ağlayışı, gözünden dökülen her damla sizin için öyle büyük bir dert oluyor ki.
Şimdiki olanaklar yoktu o zamanlar. Bunca kitap, bunca kaynak, internet... Hiç biri yoktu. Oturup konuşabileceğimiz, bilgi alabileceğimiz bir annelerimiz bir de birkaç arkadaşımız vardı. O yüzden deneye yanıla yaptık her şeyi. Tabii ki çok hata yaptık. Ve çok gençtik anne olduğumuzda. Biz, çocuklarımızla birlikte öğrendik hayatı, onlarla birlikte büyüdük. Ama hep yanındaydık çocuklarımızın. Şimdi kitaplara baktığımda çoğunu zaten uyguladığımı görüyorum çocuklarımda. Ama bilinçli olarak değil de içgüdüsel olarak.
Şimdiki olanaklar deyince, şimdiki sorunlar da yoktu tabii ki. Çocuklarımız ne yiyor diye endişelenmek zorunda değildik, çocuğumuz nerede nasıl oynayacak diye arayışa girmemiz gerekmiyordu. Çevremizde dost bir dünya vardı. Şimdiki gibi yabancı düşman bir çevrede değildi çocuklarımız. Komşumuzu tanıyorduk, hatta çocuklarımızı birbirimize emanet edebiliyorduk. Çocuklarımız da birbirini tanıyordu. Masallar, oyunlar, kardan adamlar, yeşil bahçeler vardı bizim dünyamızda. Biz, şimdiki anneler gibi yalnız değildik.
Zordu üç çocuğa bakmak, ama çok güzeldi. Onlarla oyun oynamak, dünyayı keşfetmek, onlarla gülüp ağlamak... Her anından zevk aldım. Tabii ki benim de kızdığım, sinirlendiğim, pes ettiğim anlar oldu. Ama üç tane kızım olduğu ve sağlıklı oldukları için hep teşekkür ettim. Hele de biraz büyüdüklerinde, benim en yakın arkadaşlarım olduklarında, bana arka çıktıklarında.
Şimdi siz, şikayet ediyorsunuz ya bebekleriniz için. Durun bakalım. Asıl sorun ergenlikte çıkıyor. Ben genç bir anneydim ama yine de herşey öyle hızlı değişiyor, çocuğunuzla aranızdaki fark öyle belirgin bir hal alıyor ki. Gün geliyor yetişemiyorsunuz ne ona, ne zamana.
Anneliğin sırrına gelince... Bence iyi bir anne olmanın tek bir sırrı var: İletişim. Çocuğunuzla kuracağınız doğru iletişim, sizin için her kapıyı açan bir anahtar olacak. Çocuğunuzu dinleyin, ona dinlendiğini, önemsendiğini hissettirin. Sizi çok zorlayacak şeylerle gelecek karşınıza kimi zaman. Bilmiyorsanız dürüstçe bilmediğinizi söyleyin ve birlikte öğrenmenin yollarını arayın. Bazen de konuşmadan önce nefes almanız, söyleyeceklerinizi tartıp düşünmeniz gerekebilir. Ama çocuğunuzun zor anda koşup geleceği yer siz olun. Size güvenirse, kendine de güvenir ve doğruyu yanlış yerlerde aramaz.

---Umur (Elif Ada'nın annesi)---

2 yorum:

NİHAN dedi ki...

çok etkilendim, çok duygulandım, çok güzeldi..

5 Ocak 2010 16:23
nisan dedi ki...

Ne kadar güzel bir yazı. Ellerinize sağlık

5 Ocak 2010 23:00