Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

26 Ocak 2010 Salı

Anneliğime karne...

Aslında sürekli anneliğimi sorgular dururum. Bazen takdir eder,bazen de acımasızca eleştiririm.İtiraf etmeliyim yazıya dökmenin,anneliğime not vermenin bu kadar zor olacağını düşünmemiştim.
Geçen hafta babalara verdik veriştirdik:)Şimdi sıra bizde.

EMZİRMEK:Annelik meşakatli,her daim zor bir yol tabii.Ama şu ilk aylar benim için en zor olanıydı.Gazı,sancısı,göbeği,banyosu,uykusuzluğu,eve kapanmışlığı,depresyonuyla biraz kabus gibi geçti desem yeridir.Bebeğim için yapabileceğim ilk ve en önemli görevimin onu emzirmek olduğunu biliyordum.Aylarca geçmeyen,iki kişinin elimden tutarak,çığlık attırırcasına yara içinde kalan göğüslerime aldırmadan onu emzirdim,hala da emziriyorum.Bu acıya katlanılmaz mama ver ,göğüslerin iyileşsin cümlelerine kulaklarımı tıkadım.Bu konu da koca bir pekiyiyi hakettiğimi düşünüyorum.

UYKU:Kızımın beni tek ve en çok üzdüğü meseledir.Doğumundan ilk altı aya kadar nerdeyse hiç uyumadı diyebileceğim kadar azdı uykuları.Denenebilecek bir çok yöntemi denedim,hiç biri olumlu sonuç vermedi.Saatlerce ayağımda sallanıp,uykuyu rededen kocaman bir çift göz hatırlıyorum.Şimdi mi?Uykumuz geldi diyip bebeğini ,yastığını ve hayalimizdeki aydedeyi alıp gidiyoruz yatağımıza.Biraz meme,hafiften sallanma ile kapanıyor gözler,bir daha ki memeye kadar.Çok çaba harcadım ,çok kafa patlattım uyku meselesine.Baktım ki sevmiyor uykuyu,uyumasa da enerjisi yüksek ,keyfi yerinde .Böyle mutlu dedim.Ben rahatladıkça o da rahatladı.Teslim etti bana kendini,inadını bir kenara bıraktı.Pekiyi olmasa da iyi sayılabilecek bir noktaya geldik.

BESLENME:Mutfakla aram hiç bir zaman iyi olmadı.Öyle çok lezzetli yemekler çıkmaz benim elimden,genelde kısık sesle söylenen bir eline sağlık duyarım.Ama ek gıdalara geçtiğimiz günden beri beslenme en ön sıraya geçti günlük hayatımızda.Mutlaka sıcak çorbası olsun dedim.Akşamına bir sebze yemeği.Şu kadar kaşık tahıl alması gerekir gün içinde.Yoğurdu kendim yapmayı öğrendim.İllaki günlük sütlerden içsin.Bir hafta içinde şu kadar kırmızı et,bu kadar balık yemeli dedim.Tek tek hesapladım,haftalık mönüler hazırladım.Yemediği şeyler için benden beklenmeyecek yaratıcı (uydurma da denebilir)yemekler yaptım.Daha çok enerji harcamam gerektiğini başka anneleri dinledikçe farkediyorum.Annem bile aferin dedi;ama ben yine de kendime iyi veriyorum.

AKTİVİTE:İyi resim yapamam,hamura şekil verme konusunda bayağı bir zayıfım.El becerilerim örgü örmenin ötesine geçmez.Şahane şeyler üreten anneler var bu konuda.Okuyup taklit ediyorum.Daha çok onun istediği oyunları oynuyoruz.Her gün olmasa da aktivite örtüsünü serdiğimde anlıyor Irmak birşeyler yapacağımızı,sesszice bekliyor.Yok yok aktivite de geçer not yok kendime,daha çok düşünüp üretmem lazım.

RUHSAL GELİŞİM:Doğduğundan bu yana hiç susmadım,hep konuştum kızımla.Anlamaz ,o küçük diye düşünmedim.Şu an değilse de bir ay sonra anlayacak diye yaklaştım.Nereye gideceğimizi anlattım,kimin geleceğini,neden üstünü o anda çıkaramayacağımızı,neden portakal suyu içmemiz gerektiğini,uyumanın gerekliliğini,dışarda neden elimi bırakamayacağını,dişlerimizi nasıl fırçaladığımızı,masada oturup yemek yemenin zevkini.Her şeyi ama her şeyi karşımdakinin bir çocuk olduğunu hesaba katarak son derece sade bir dille ,gözgöze konuştum onunla.Her şeyden çok bunun faydasını gördüm.Konuşarak her şeyin çözülebileceğini iyi biliyor artık.Küçük kriz anlarını böyle aşabiliyoruz,dikkatini konuşarak başka yöne çekebiliyorum.
Şimdi gösterme ve dinletme zamanı.Daha çok tiyatro oyunu görsün,yağan karı sadece camdan değil dokunarak görsün,ağacı ormanda görsün istiyorum.İyi müzikler dinlesin,çocuk şarkılarında eğlensin istiyorum.Ruhu temiz,mutlu bir çocuk olsun....Annesi de pekiyi alsın öyleyse....

ARKADAŞLIK:Onun için yaptığım en iyi şeylerden biri oyun grubu oluşturmak oldu.Meğer bu kadar küçükken de arkadaşlık öğrenilebilirmiş.O arkadaşlar sevilebilirmiş,her gün onlarca kez fotoğraflarına bakılabilir,özlenebilirmiş.Bütün oyuncaklar arkadaşları gelecek diye ortaya dökülüp,paylaşılabilirmiş.Çalan zile çığlıklar eşiliğinde koşa koşa gidilebilirmiş.Oyun grubu  kurma çabalarım,grubu devam ettirmedeki disiplinimden dolayı hem kızıma hem de kendime aferin diyebilir miyim?

CESARET:Eşime ben nasıl bir anneyim sence diye sordum ve şöyle bir cevap  verdi.TEDİRGİN!Tabii ben de sen süper bir annesin gibi sözler bekleyince bozulur gibi oldum.Ama çok iyi anlıyorum ne demek istediğini.Evet ,özellikle ilk aylarda bayan tedirgindim ben;hatta korkak bile denilebilir.Sürekli dışarı çıkarsam hasta olur mu,ya orada uyutamazsam,asla onunla minibüse binemem,aman orası çok uzak ,gidersem dönemem ,bu gece uyayacak mı gibi bir sürü tedirginliklerim vardı.O zaman için çok sorun ettiğim şeylerin şu an pek bir manasız olduğunu görsem de anneliğimin bir tarafında vardır hep bu tedirginliğim.Hala dışarı çıkmadan önce her şeyi gözden geçiririm,gideceğim yeri sorgularım,çok gitmek istesem de ufacık bir pürüz bulur vazgeçerim.Kararsız ve tedirginim.Geçer not!

Benim için annelik bitmek bilmeyen bir yetersizlik durumu,biraz vicdan azabı,biraz suçluluk duygusu ve her gün yeniden aşık olmak gibi.İyisiyle kötüsüyle 20 aydır anneyim.Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.Ama bu yazdıklarım sadece benim düşüncelerim.Asıl karneyi vermesi gereken kişi kızım.İleride sadece ''mutlu bir çocuktum ben ''derse o zaman başarılı sayabilirim kendimi.

Sevgiler

1 yorum:

Ozgur dedi ki...

O suçluluğu hissetmeyen yok sanırım:(

Bu arada tiyatroya gitmenize bayıldım:)Acaba biz ne zaman gidebiliriz...

sevgiler.

26 Ocak 2010 15:51