Nasıl Bir Dünya?

Yazarlarımız

Hangi Konularda Yazdık?

Kim Ne Yazdı?

Sayfalar

3 Şubat 2010 Çarşamba

Madalyonun 2 yüzü var...

Hayatımız birilerini severek devam ediyor.
Birilerini severek anlamlanıyor kalbimizin göğsümüzdeki varlığı.
Sonra birini çok seviyoruz, göğüs kafesimizden çıkıyor sanki kalbimiz...
Bir aşk düşüyor rahmimize biz farkında olmadan, belki kararlı belki kararsız.
Bir gün, iki gün, üç gün derken, haftalar habercisi oluyor karşılıksız aşkın içimizdeki varlığının.
Herşey değişik boyutlara geçiyor günbe gün anbe an...
Ekrandaki karaltı, benim deyimimle kara delik :))).
Ardından pıt pıt kalp atışları.
Sonraki buluşmalar el ayak, cinsiyet habericisi oluyor.
Ortalara doğru tekmeler yiyorsunuz; ''heyyy ben buradayım anne'' dercesine, sanki siz onu hiç unuturmuşsunuz gibi.
Ve son haberi uzun bir yoldan gelmiş bir yolcu gibi yorgun başını göğsünüze koyarak veriyor size;

''MERHABA GÜZEL KOKULU, GÜZEL KADIN. BEN SENİN BİR ÖMÜR DIŞARIDA YÜRÜYECEK VE ATACAK OLAN KALBİNİM, HOŞBULDUK...''

Sorarım şimdi her aklı selim olan kişiye; insan kendi yarattığı, karşılıksızca sevip emek verdiği birşeye nasıl olur da taparcasına bağlanmaz, gözü ondan başkasını görmez, ondan güzeli mükemmeli olmaz.

Benim annem çok gerçekçi bir kadındır. Hiç öyle gereksiz yere çocuklarını övmez, abartmaz ve anneliği konusunda saçmalamaz.
Hatalarımızı görür, yüzümüze söyler ama asla suçlamadan, her ne olursa olsun yanımızda olur doğruyu bulmamız için.
O eleştirir, kızar ama başkalarının konuşmasına ve üzmesine asla izin vermez.
En zor kararlarda o ne der, bu ne der ilgilenmez, onun için önemli olan 3 kuzusunun (onun deyimi ile...) mutluluğudur.
Okuduğumuz okulların yada okuyamadıklarımızın, yaptıklarımızın veya yapamadıklarımızın,  sahip olup olmadıklarımızın da hiç biri onu ilgilendirmez. Onu ilgilendiren en önemli şey; mutluluğumuzdur.
İşte bu yüzden gerçekçi bir kadındır.
İyi bir annedir, yüreklidir, 3 kuzusu için herkesin önünde dağ gibi durur.
Belki de benim annem bir kuzgundur ama bizim anka kuşumuzdur.

İşte bu yüzdendir ki; bundan tam 14 ay önce bir hastane köşesinde doktorun ağzından dökülen ''anneniz için artık çok geç hiç umut yok'' cümlesini bütün yıkımımızı yüzümüzden silip, içimize kilitleyerek gittik yanına. ''Birşeyin yokmuş şekerim ya kapris yapıyormuşsun bize...'' gibi yalanlarla oyaladık onu.
Ardından içimize düşen biz şimdi kimin anka kuşu olacağız acısını yaşadık. Aradık, araştırdık imkansızı istedik biz anka kuşları onun için. Çözümünü bulduk sonra, birimizin karaciğerinin yarısı çözecekti bu işi çünkü donör bulmak için artık çok geçti. Bir an bile düşünmeden atladık hepimiz, kavga ettik aramızda sen vereceksin ben vereceğim diye. Çevredeki herkesin; ''Bravo!!! Ne hayırlı evlatları varmış, millet kaçar bunlar birbirleri ile kavga ediyor ameliyata hangisi girecek diye'' dediler. Biz şaşırdık, ne hayrı ya unutmuş muyduk biz annemin muzu, şeftaliyi çok sevdiği halde o zamanlar durumu olmadığından biz yiyelim diye aylarca meyve yemediğini, birşey olur korkusu ile 3 kuzusunu yatırıp kendisi gözlerini ayıramdan bütün bir gece onları izledğini ve daha nicelerini... 
Şimdi annem yanımda oturuyorsa bu biraz şans, biraz Tanrı, biraz da abim sayesinde.
Biliyorum konumuz; bize anka kuşu gözüken kuzgunlarımız ama ben de birinin anka kuşuyum ve ne güzel birşey biri tarafından karşılıksızca sevilip beğenilmek, ne güzel çirkin ördek yavrusuyken bile en azından o kokusunu hiç unutmadığın kadın tarafından bir ömür kuğu gibi görülmek.

Herkes madalyonun o tarafını anlattı ya bende bir anka kuşunun hislerini yazmak istedim.
Fena mı ettim???

Sevgi ile...
---Simge Tuğçe (DMR'in annesi)---

5 yorum:

Ozgur dedi ki...

Allah annelerimizi başımızdan eksik etmesin. Ne güzel anlatmışsın...
O da ana kuzusu derler ya hani.

4 Şubat 2010 22:56
Demir's luv dedi ki...

:)
Hala onu ye bunu ye diye peşimde koşturuyor 18 kilo almışım olmuşum 80 kilo-8 aylık hamile halimle hala ne yiyeceksem...ama annenin kuzusu işte!!!

5 Şubat 2010 12:12
dağlar kızı dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş gerçekten. Müthiş anlatmışsın, diline sağlık.

6 Şubat 2010 21:10
Demir's luv dedi ki...

eksik olma canım sağ ol...

7 Şubat 2010 22:03
Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

simge
kocanın yemek blogunu gördüm. bence +18 kgda sadece anneni suçlama:) gece gece çerkez tavuğuyla humusa ekmek banasım geldi :))

7 Şubat 2010 23:05